Deprecated: iconv_set_encoding(): Use of iconv.internal_encoding is deprecated in /home/astrosoh/public_html/libraries/joomla/string/string.php on line 27

Deprecated: iconv_set_encoding(): Use of iconv.input_encoding is deprecated in /home/astrosoh/public_html/libraries/joomla/string/string.php on line 28

Deprecated: iconv_set_encoding(): Use of iconv.output_encoding is deprecated in /home/astrosoh/public_html/libraries/joomla/string/string.php on line 29

Warning: session_start(): Cannot send session cookie - headers already sent by (output started at /home/astrosoh/public_html/libraries/joomla/string/string.php:27) in /home/astrosoh/public_html/libraries/joomla/session/session.php on line 658

Warning: session_start(): Cannot send session cache limiter - headers already sent (output started at /home/astrosoh/public_html/libraries/joomla/string/string.php:27) in /home/astrosoh/public_html/libraries/joomla/session/session.php on line 658

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/astrosoh/public_html/libraries/joomla/string/string.php:27) in /home/astrosoh/public_html/plugins/system/jat3/jat3/core/parameter.php on line 107
OĞLAK KUZEY AY D.

Strict Standards: Non-static method modGTranslateHelper::getParams() should not be called statically in /home/astrosoh/public_html/modules/mod_gtranslate/mod_gtranslate.php on line 13

Strict Standards: Only variables should be assigned by reference in /home/astrosoh/public_html/modules/mod_gtranslate/tmpl/default.php on line 115

Strict Standards: Only variables should be assigned by reference in /home/astrosoh/public_html/modules/mod_gtranslate/tmpl/default.php on line 130

Strict Standards: Only variables should be assigned by reference in /home/astrosoh/public_html/modules/mod_gtranslate/tmpl/default.php on line 142
Turkish Arabic Azerbaijani Chinese (Simplified) Czech English French German Hindi Italian Portuguese Romanian Russian Spanish

KUZEY AY DÜĞÜMÜ OĞLAK BURCUNDA

Geliştirilecek Nitelikler

Bu alanlarda çalışmak gizli yeteneklerin ve becerilerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

•  Kendine hâkim olmak

• Yaşama yetişkin bir pozisyondan yaklaşmak

•  Özsaygısı

•  Hedef yönelimli kalmak

•  Sorunları akla uygun yaklaşımlarla çözmek

• Vaatleri ve verilen sözleri yerine getirmek

•  Geçmişi bırakmak

•  Kendine ilgi göstermek

•  Başarı için sorumluluğu kabullenmek  

 

 

 

 

Geride Bırakılacak Eğilimler

Bu eğilimlerin etkisini azaltmaya çalışmak yaşamı daha kolay ve daha zevkli kılmaya yardımcı olabilir.

•  Bağımlılık

•  Kapris, nedensiz huysuzluk

•  Hareketsizliğe yol açan güvensizlik

•  Kendini korkuyla sınırlamak

•  Şimdiki andan kaçınmak için geçmişi kullanmak

•  Kendini tecrit etmek evde çok zaman geçirmek

•  Özsaygısından yoksunluk

•  Kişisel risk almaktan kaçınmak

•  Başkalarını aşırı duygusal tepkiler göstererek yönetmek

 

KAÇINILACAK TUZAK

Oğlak Kuzey Düğümü insanının farkında olması gereken Aşil'in topuğu bağımlılıktır. Bakılma arzusu ("Eğer bana bakacak kimse olmazsa yaşamı sürdüremem") onu sonu gelmez bir güvenlik arayışı tuzağına düşürebilir ("Eğer altımda yeterince sağlam bir temel olursa, yaşamımın sorumluluğunu üstlenmek için gerekli enerjim olur"). O başkalarına duygusal bağımlılıklar geliştirir, bu da insanları onun güvenliğinin bir temeli olmaya zorlar. Ama bu dipsiz bir kuyudur: O asla kendisini güvende hissedecek kadar yeterince güvence bulamaz, böylece muktedir bir yetişkin olmak ve yaşamının sorumluluğunu üstlenmek için gereksindiğini düşündüğü güvenliği hiçbir zaman elde edemez.

Sonuçta, bir noktada o risk almaya gönüllü olmalı, yöneti­mi ve sonuçların tüm sorumluluğunu üstlenmelidir. Oğlak Kuzey Düğümü insanı onun için gerçekten önemli olan bir hedefi gördüğünde ve o hedefe uygun yaşadığında, sorumlu bir biçimde yaşamak için gereksindiği özsaygısını ve özgüvenini kazanır. İroni şu ki, bir kez o yönetimi ve sorumluluğu üstlendiğinde, kendisini güvende ve kaderinin kontrolüne sahip halde hisseder.

 

BU İNSAN ASLINDA NE İSTER ?

Bu insanın aslında istediği şey, kendisini güvenli, korunuyor, bakılıyor ve çok seviliyor hissedebileceği bir çevredir gerçekten ait olduğunu hissettiği bir yer. Bunu elde etmek için, o sırf kendisi buna muhtaç olduğunu düşündüğü için özel bir kişinin ya da bir grup insanın bunu sağlayacağı fikrinden vazgeçmeye gö­nüllü olmalıdır. Bunun yerine, o kendisi için gereksindiği şeyi yaratmanın sorumluluğunu üstlenmelidir. O kendisine enerji ve canlılık veren bir hedefi izleyerek, ya da özsaygısını geliştiren bir ideal ya da bir dizi prensip edinerek, hangi koşullarda bulunursa bulunsun, ait olma duygusu geliştirecektir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, kendisinin ve çevresindeki insanların dağınık duygusal gereksinimlerinin ötesinde bir odak bulmalıdır. O daha yüksek bir prensibe ya da ruhsal bir inanca uyumlandığında, kendisini korunuyor ve ruhen besleniyor hisseder.

 

Yetenekler / Meslek

Bu insan "patron"lukta sivrilebilir, bu yüzden yöneticilik, hatiplik, politikacılık ve girişimcilik onun için iyi seçimlerdir. O otoritesi altındaki insanlara duyarlılıkla yaklaştığından, diğerleri onun hedefleriyle işbirliği yapmaya gönüllü olurlar. Herhangi bir alanda başarıya ulaşmak için, bu insan parçalı bulmacanın ona ait parçasının sorumluluğunu ve yönetimini üstlenmelidir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının başkalarının duygularını anlamasını (empati) sağlayan keskin içgüdüleri vardır. O her za­man başkalarının duygularının farkındadır ve bu yeteneği bir yönetim durumunda kullandığında, duyarlılığı insanları ona iyi niyetle ve hevesle yardım etmeye teşvik eder. Ancak, eğer o başkalarını duygusal olarak beslemeyi amaçlayan mesleklerle uğraşırsa, çaresizlik hissine kapılır, durumun "üzerine" çıkamaz. Onun için hedef yönelimli meslekler ya da duyarlılığını başkalarını belli bir hedefe doğru çalışmaları için sevecenlikle örgütlemekte kullanabileceği pozisyonlar daha uygundur.

 

Oğlak Kuzey Düğümü İçin iyileştirici onaylamalar

•  "Başkalarını kontrol edemem, ama kendimi kontrol edebilirim."

•  "Geçmişi bırakarak, bugünle daha etkili bir biçimde başa çıkarım."

•  "Yönetimi ve sorumluluğu üstlendiğim zaman, kazanırım."

•  "Özsaygısı hissettiğim zaman, doğru yoldayım."

•  "Başka birinin bana bakmasına bel bağlamak zorunda değilim."

•  "Bu durumda yönetimi ve sorumluluğu üstlenebilirim."

•  "İçsel varoluş halimden ben sorumluyum."

 

KİŞİLİK

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı birçok enkarnasyonu aile reisi olarak geçirmiştir: Evde ya da çiftlikte merkezî kişi olarak, o ailesi ya da klanıyla tamamen özdeşleşmişti. Bu enkarnasyonlar boyunca, o ailelerin işleyişiyle ilgili doğal bir anlayış ve bu düğümsel grubun özelliği olan başkalarına duygusal olarak uyumlanma geliştirdi. Ama onun dışarıda kendi başına geçirdiği pek fazla geçmiş yaşam deneyimi olmadı. Ve bu enkarnasyonda onun en büyük mutluluğu dış dünyada bulunmasından gelecek olmasına karşın, sorun onu dış dünyaya çıkarmaktır! Evinde kalmak için dünyevi deneyimden vazgeçerek, o yeterlilik duygusunu ve özsaygısını feda etti. Bu enkarnasyonda, o kendi kaderinin yönetimini ve sorumluluğunu üstlenmeyi öğreniyor.

Geçmiş yaşamlarda ev, yuva bu insan için her şeydi ve onun tüm gereksinimleri ailesi tarafından karşılanıyordu: O yediriliyor, giydiriliyor, barındırılıyor ve korunuyordu. Bu yüzden o bu enkarnasyona büyük bağımlılık gereksinimleriyle geldi ve şimdi başkalarından onun "yaşamını toparlamasına" yardım et­melerini bekler. İşler onun istediği gibi gitmediğinde, bilinçaltı olarak, diğerlerinin onun ne kadar üzüldüğünü görüp davranışlarını değiştirmeleri için aşırı duygusal tepki gösterir. Ama diğer insanlar bunu bir yönetme biçimi olarak algılar ve sırf bu insanı yatıştırmak için davranışlarını değiştirmek istemezler.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, yaşamının yolunda gitmesi için, durumlara "sorumlu yöneticilik" pozisyonundan yaklaşması gerektiğini öğreniyor. O, insanları duygusal patlamalar yoluyla yönlendirmeye çalışma eğilimini bırakmalı ve onun yerine insanlara duygusal tepkilerden arınmış dingin bir özsaygısıyla bir otorite pozisyonundan yaklaşmalıdır. Bu onun kendisinin yönetimini ve sorumluluğunu üstlenmesinin ve kendi yaşam hedeflerine sahip olmasının bir yan ürünüdür. Yönetimi ve sorumluluğu üstlenme pozisyonundan, o güvenliği için başkalarının hedeflerine bağlı olmadan eşitler olarak ilişki kurabilir.

 

AİLE KARMASI

 

Bu insanın zor bir aile karma'sı vardır. O çoğunlukla, yakın aile üyelerinin birçok duygusal sorunu bulunduğu bir durumun için­de doğar ve epey bir zamanı duyarlı ve empatik olarak geçirir. Ancak, o çevresindekilerin bitmez tükenmez taleplerinden ötürü tükenir, çünkü başkalarının sorunlarını üstlenir ama onların değişmelerine yardımcı olamadığını hisseder.

Geçmiş yaşamlardan, Oğlak Kuzey Düğümü insanı aile üyelerini duygusal olarak beslemeye o denli alışmıştır ki, kendi yön duygusunu yitirmiştir. Bu yüzden, bu yaşamda aile üyelerine çok yakınlaştığında zorluk çekecektir. Aslında, sorun yakınlık değil, onun bilinçaltı niyetidir: "Eğer ben bu insanı yola sokabilirsem, o zaman en nihayet kendi hayatımı yaşayabilir, kendi he­deflerimin peşine düşebilir ve kendi başıma bir kişi olabilirim!"

Bu bilinçaltı güdüsünden ötürü, onun aile üyelerini "des­tekleyişinin" nahoş bir duygusal yoğunluğu vardır. O kendi ha­yatını yaşayabilmek için o sorunu bir an önce halledip kurtul­mak ister. Sorun iki katlıdır: (1) Diğer insanı yola sokmaya ça­lışmak, bu insanın kendi yaşamıyla ilgilenmeyi ertelemesinin bir yoludur ve (2) o kendisi bunu nasıl yapacağını henüz öğrenmeden, başkasının başarılı olmasına yardım etmeye çalışması uy­gunsuzdur.

Bu insanın yapacağı ilk iş, kendisini ailesiyle duygusal iliş­kiden uzak tutmaktır. Bir kez o bunu bıraktığında, kendi ya­şamını sürdürme, kendi yaşamıyla ilgilenme pozisyonunda olur. Onların duygusal gereksinimlerini tarafsız bir pozisyondan, objektif olarak anlayabildiğinde, onun ailesiyle temasta olmasında bir sakınca yoktur. Mutluluğu artık ailedeki herkesin sorunları­nı çözmeye bağlı olmadığında, o aileyi tüm üyeleri için üretken sonuçlar getirecek biçimde başarıyla yönetebilir.

Eğer Oğlak Kuzey Düğümü insanı ailesini işini yönettiği gi­bi yönetiyor olsaydı, aile yaşamı son derece başarılı olurdu. As­lında, o uzman bir yöneticidir, çünkü insanları doğal olarak an­lar ve onları hedefe ulaşmak için işbirliği yapmaya yumuşak bir biçimde, kimseyi incitmeden yönlendirebilir. O aile üyelerine de aynı şekilde yaklaşmalıdır: ihtiyaç pozisyonundan değil, otorite pozisyonundan. Bunu yapmak için, o diğer kişinin hedefinin ne olduğunu keşfetmeli ve onu bu hedefe erişmesi için objektif bi­çimde desteklemelidir. Ayrıca, onun aileyi nasıl yöneteceği konu­sunda belli hedefleri olmalı, yönetici rolünü üstlenmeli ve aile üyelerinin herkesin en yüksek hayrına hizmet edecek hedeflere erişmelerini kolaylaştırmalıdır.

 

Duygusal  Duyarlılık

 

Bu insan kendisinin ve başkalarının duygularına karşı aşırı de­recede duyarlıdır. Bu doğal farkındalık sayesinde, o insanların neden üzüldüklerini ve işleri neden beceremediklerini anlar. O, insanların başarısızlıklarının nedenlerinin o denli farkındadır ki, kendi başarısızlığını da çoğunlukla çok kolayca kabul eder. "Kötü bir gün" geçirdiğinde ya da kendisini hedefine ulaşmak için çalışacak kadar disiplinli hissetmediğinde, aynı anlayışı ken­disine de uygular ve onu harekete geçmeyi ertelemek için bir mazeret olarak kullanır ve bu sonuçta onu yenilgiye uğratan bir kaçış kapısı haline gelir!

Oğlak Kuzey Düğümü insanı duygusal bağlılık âlemine de çok uyumlanmıştır ve insanların duygularının başkalarını nasıl etkileyebileceğini anlar. Bu hem yararlı hem de zararlı bir nite­liktir. Yararı, bunun onun yaşamla daha kolayca uzlaşmasını sağlamasıdır. Zararı ise bu insanın bazen başkaları için onların ken­dileri için hissettiklerinden daha çok hissetmesidir ve bu güçten düşürücü olabilir. O olumsuz enerjiyle başa çıkamaz, bu yüzden, başkalarına uyabilmek için kendi davranışını kendi plânlarını ve gideceği yönü değiştirir. Böylece başkalarının duygusal üzüntüsüyle başa çıkmak zorunda kalmaz ama sonunda çevresinde­ki herkesin duyguları tarafından yönetilir hale gelebilir.

Bu insan diğer insanların ruh hallerinin sorumluğunu kişi­sel olarak üstlenir; kendisini daha iyi hissedebilmek için diğer kişiyi mutlu etmek ister! O kendisini yakın çevresindeki insan­ların genel ruh hallerinden ayıramaz. Ve diğer kişi bu Oğlak Kuzey Düğümü insanını üzeceği ya da sinirlendireceği için gerçek duygularını ifade edemez ve buna içerleyebilir.

Örneğin, eğer bir aile üyesi Oğlak Kuzey Düğümü insanını yemeğe davet eder ve o gerçekten gitmek istemezse, çoğunlukla, kötü duygulardan kaçınmak için yine de gidecektir. Bu insan kendisinde ya da başkalarında duyguları harekete geçirebilecek şeylerden kaçınarak yaşar. Bu, sorumluluktan kaçınmanın bir başka yoludur: O kararlar vermek istemez, çünkü herhangi bir kararın başka bir kişide olumsuz duygular yaratmasından korkar.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, diğer insanların ruh hallerini yönetmekten vazgeçmeyi ve çevresindekilerin hissettikleri şeyi hissetmelerine izin vermeyi öğreniyor. Bazen, önemli sorunları çözmek için insanların olumsuz duyguları deneyimlemeleri gerekir; bu insan o deneyimi engellemeye çalıştığında, diğer kişiyi gelişme fırsatından yoksun bırakır. Eğer birisi elini kızgın bir so­banın üstüne koyar ve eli yanarsa, bu elini kızgın sobaların üstüne koymamayı öğrenmenin bir parçasıdır. Aynı şey duygusal düzeyde de geçerlidir. Bu insan, büyük ölçüde, duygularıyla hareket eder ve bu enkarnasyonda bu onun için "nasıl kaybederim” eşittir. Onun yapması gereken en önemli şey, duygularının kurbanı olmak yerine, onların sorumluluğunu üstlenmek ve başkalarının kendi duygularının sorumluluğunu üstlenmelerine izin vermek ve bunun sonucunda gelişip olgunlaşmaktır.

 

Duygusal  Enerjiyle Başa  çıkmak

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı çok duygusaldır. Filmler ve acıklı öyküler onu ağlatır; duyguları her zaman onunla birliktedir. Bu insan duygularına öylesine gark olabilir ki, düşünemez, çalışa­maz hale gelir ve bunun nedeni bilmez. Bu, o kişisel bir kayıpla karşılaştığında ya da yüzleşme veya performans içeren profesyo­nel durumlarda meydana gelebilir; o bunu kontrol edemiyormuş gibi görünür ve bu durum tırmanır.

Duyguları yönetimi ele geçirdiğinde ona yardımcı olacak bir şey, solunumunu yavaşlatmaya odaklanmasıdır. O gevşemeli, onu sinirlendiren düşünceleri bırakmalı ve onu mutlu ve huzur­lu kılmış olan anıları hayalinde canlandırmalıdır: Güzel bir dağ, deniz kıyısında geçirilmiş bir zaman ve buna benzer şeyler. O zaman o sakinleşecek ve yeniden çalışmaya başlayabilecektir.

Bu insan, yönetimi ve sorumluluğu üstlenmesini gerekti­ren durumlarla karşılaştığında, o durumu kontrol edemeyeceği­ni düşünebilir ve paniğe kapılır. Olası olumsuz sonuçları düşü­nür, korkuları ve güvensizlikleri ortaya çıkar ve bedenindeki tüm kaslar gerilir. Bu yüzden, duygular onu boğmaya başladı­ğında, o bilerek soluk alıp vermeli, gevşemeli ve duyguların öte­sine genişlemelidir. O duygulardan daha büyük hale geldiğini ve dinginliğini yeniden kazandığını imgeleyebilir.

Aslında, o daha baştan bu tür bir çılgınlığa kapılmasına izin vermemelidir. Bu amaçla, bir şeyin onun için aşırı önemli hale gelmesine izin verdiği her seferinde endişelendiğini fark edebilir. Bunu fark etmesi, iç huzurunu korumasında önemli bir fark yaratabilir.

 

REDDEDİLME KORKUSU

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı reddedilme olasılığından nefret eder aslında, reddedilmenin düşüncesi bile onun için felç edici­dir. Eğer birisi onu reddederse, o yalnızca kendisini kötü hisset­mekle kalmaz, bunun kendi kabahati olduğunu da düşünür. Bu insan o denli güvensizdir ve reddedilmekten o kadar korkar ki, durumlara çok ihtiyatlı girer.

Bu reddedilme korkusu, kısmen, onun daha güçlü aile üyeleri tarafından dünyadan korunduğu geçmiş yaşamlardan kay­naklanır. O kendi başına fazla bir değeri olmadığı algısını barındırır ve reddedildiğinde, bu ona fazla bir değeri olmadığını ka­nıtlar. Bu karşılık mantıksızdır, ama bu onun içsel korkusunu güçlendirir ve o birisinin onu reddetmiş olduğunu düşündüğün­de, bütün gece boyunca uyuyamaz! Bu yüzden, doğal olarak, o başkalarını reddetmekten nefret eder. Başkalarının duyguları­nın sorumluluğunu üstlenme eğilimi gösterir ve eğer birisini reddetmek zorundaysa, uzun bir zaman boyunca, kendisini hak­lı çıkaran tüm nedenleri gözden geçirir. Ama reddedilmenin na­sıl bir duygu verdiğini bilir ve diğer kişinin neler hissettiğiyle ilgili düşünceleri onu saatler boyunca üzebilir.

Sorumluluğu üstlenmeye karar vermesi Oğlak Kuzey Dü­ğümü insanını endişelerinin üzerine çıkacak ve zor durumları sorumlu biçimde çözecek adımları atacak şekilde güçlendirecek­tir. Bir yanlış anlamanın vuku bulduğu kişisel bir ilişkide, o inisiyatifini kullanıp diğer kişiyi arayabilir: "Aramızda bir yanlış anlama olabileceğinden kaygılanıyorum ve seni incitecek bir şe­yi asla bilerek yapmayacağımı bilmeni isterim." Ya da: "Aramız­da bir yanlış anlama meydana gelmiş olabilir ve senin kendini reddedilmiş hissetmeni istemiyorum."

Eğer o karşılıklı uyum yaratmanın sorumluluğunu üstle­nirse, bu uyumu geliştirmek için ne söylemesi gerektiğini bile­cektir. Eğer o anda telefon edemeyecek kadar üzgünse, yapabile­ceği en iyi şey sakinleşene kadar beklemektir. O kendi kendisine şöyle diyebilir: "Şu anda bu konuda yapabileceğim bir şey yok, ama yarın telefon edip sorunu şefkatli bir biçimde çözeceğim."

 

Tutunmak

 

Bu insan, duygularına karşı o kadar açıktır ki, kapıyı geçmişteki duygularına da açık tutar. O kapıyı mutlu zamanların hiçbirine kapatmak istemez, çünkü gelecekte neyin vuku bulacağını bil­mez. Genellikle, ne pahasına olursa olsun, gelecek hakkında düşünmekten kaçınır. Ama bilinçli olarak olumlu bir geleceği imgelemeye başlayana dek, onun tek realitesi geçmiş ve şimdiki za­mandır. Şimdiki zaman onu mutlu etmediğinde ise o geçmişi dü­şünmeye dalar. Bu süreç sağlıklı değildir, çünkü bu onu oyala­yıp, şimdiki zamanda yapıcı bir eylemde bulunmasını engeller.

O, geriye dönüp geçmişe baktığında, mutluluk ve sevgi anı­larını ve hislerini tazelemek ister. Ama yapmak isteyip de yap­madığı şeylerin de farkına varır, bu da pişmanlık duymasına ne­den olur. Bu onun şimdiki zamanda sorumluluğu üstlenme gü­cünü azaltır. O, geçmişteki hataları o sırada ne yapması gerekti­ğini bilecek Işığa sahip olmadığı için yaptığını hatırlamalıdır. Ama eğer o şimdiki zamana odaklanmış kalır ve geleceğe bakar­sa, şimdi bildiği şey onu hedeflerine erişmesini sağlayacak kadar güçlendirebilir. Geçmiş yalnızca, o geçmişi hangi davranışların kendi kendini baltalayıcı olduğunu ve hangilerinin özsaygısına ve güce yol açtığını görmek için kullandığında yararlıdır.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı vazgeçmekte zorlanır. O çok duygusaldır ve kimsenin duygularını incitmek istemez. Bir du­rumu terk etmeye başladığında, o durum açıkça yararsız olsa bi­le, o üzülür bu yüzden, hiçbir umut olmadığını derin bir biçim­de idrak edene dek, o durumun içinde kalma eğilimi gösterir. Bir ilişkinin, işin, ya da bir durumun iyi sonuçlanması için elinden gelen her şeyi yapar. Yaşamını sürdürmesi tehlikeye girdiğinde o gidecektir; ama durum o noktaya tırmanmadan önce vazgeçmesi onun için çok daha iyi olur.

O, geleceğe yönelik hedefleri olmadığında böyle vazgeçmek­te zorlanır. O zaman geçmişte yaşar; bu da eski bir durumu terk etmeyi çok daha zorlaştırır. Bu insan için, geçmişi (ya da şimdiki zamandaki zor bir durumu) bırakmanın en iyi yolu, ona amaç duygusu veren belli bir hedefe odaklanmaktır. Örneğin, eğer o romantik bir ilişkiyi bitirmişse ve o yakınlığı özlüyorsa, onun ilk eğilimi kendisini nostaljik hissetmek ve artık sahip olmadığı ya­kınlığı düşünüp durmaktır. Daha iyi bir çözüm, onun enerjisini bir arkadaş bulma servisine yazılarak, dans etmeye giderek ya da diğer eğlenceli sosyal faaliyetlere katılarak yeni bir ilişki kurmaya odaklaması olacaktır. Şimdiki zamanda hareket etmenin verdiği gücü deneyimlemek için geçmiş bırakılmalıdır.

Bu insan için bırakılması en zor şeylerden biri, onun kont­rol etme dürtüşüdür. O her zaman durumların kendi istediği gi­bi sonuçlanmasını ister. Eğer kontrolü elinde tutarsa, potansiye­lini gerçekleştirdiğini düşünür ama o kontrol ile yönetim ara­sındaki farkı ayırt etmelidir. Kendi duyguları rahatsız olmasın diye başkalarını kontrol etmeye çalışması, onun benmerkezci bir bakışla duygusal bir düzeyden iş görmesi anlamına gelir.

Ancak, onun niyeti bir durumu yönetmek olduğunda, o işle­ri daha büyük tabloya göre düzenler o herkes için neyin iyi so­nuç vereceğini zaten belirlemiştir. Şimdi (duygularıyla değil) ak­lıyla ve hedefe yönelik hareket etmektedir. Ama bu hale erişmek için, o önce başkalarını kontrol etme arzusunu bırakmalıdır.

 

 

Daimî  Çocuk

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendisini iyi hissetmek için daima daha fazlasını kendisine daha fazla ilgi ve sevgi gösterilmesini, daha fazla zaman ayrılmasını ister. Onun bütün dünyası ailesi­nin çevresinde döner ve o bunun karşılıklı olmasını bekler. Ama çoğu zaman aile üyeleri ona beklediği karşılığı vermezler bu enkarnasyonda bu böyle oluşturulmamıştır.

Üstelik bu insan daima daha fazla yardıma, daha fazla öğü­de, daha fazla güvene önce "bir şeyin" daha fazlasına ihtiyacı ol­duğunu düşünerek harekete geçmekten kaçınır! O, aradığı "da­ha fazla"nın diğer insanlardan geleceğini düşünür. Aslında, onu gerçekten doyuracak olan "daha fazla," onu kişisel olarak geniş­letecek hedeflere odaklanmayı ve sonra o hedeflere erişmek için her gün tutarlı eylemde bulunmayı içerir.

Ebeveyn olarak, Oğlak Kuzey Düğümü insanı çoğunlukla "çocuklardan biri"ymiş gibi görünür, çünkü çocuklara bir ebe­veynden çok, bir eşit olarak yaklaşır. O ebeveynliğin sorumlulu­ğunu üstlenmeyi pek istemez; kendisine bakabileceğinden bile emin değilken, başkalarına bakabilme yeteneğini sorgular.

 

Dikkat Çekme İhtiyacı

 

Özellikle gençken, bu insan dikkat çekmek için her şeyi yapar. Çoğunlukla, o kaprisli davrandığında ya da birisini terslediğinde, bu bir dikkat çekme girişimidir. Bu nitelik bazen onun başarı "kaslarını" çalıştırmasını engeller o, yaptığı şeyden ötürü değil, kimliğinden ötürü dikkat çekmesi gerektiğini düşünür. Başkala­rının onunla ilgilenmeleri için yaşamında kriz bile yaratabilir. Ancak, bu iki tarafı keskin bir kılıçtır, çünkü o çoğunlukla ken­disindeki bu sorunu ("deli gibi" dikkat çekmek istediğini) hisse­der, bu yüzden aşırı dikkat çektiğini düşündüğünde suçluluk du­yar ve kendisine kızar.

O, hedeflerine erişmek için çaba göstermediğinde, dikkat çekmeyi hak etmediğini hisseder ve böylece en çok açlığını çekti­ği şeyi elde etmesini engeller. İroni şu ki, o bir hedef saptayıp ona erişmeye çalıştığında, başkaları onu fark ederler ve ona sağ­lıklı, doyurucu bir biçimde dikkat ve saygı gösterirler. Buna ek olarak, Oğlak Kuzey Düğümü insanı karşılaştığı fırsatlardan ya­rarlanıp, hedeflerine erişmek için çalıştığında, kendisini değerli hisseder ve başkalarından görmeye ihtiyaç duyduğu dikkati fark etmeye ve almaya açık olur.

Bu insanın kendisine dikkat etmeye başlaması; yaşamının çeşitli alanlarında gelişme sağladığı için kendisini onurlandırma­sı da yararlı olur. O kendisine özen ve ilgi gösterdiğinde bu onu yumuşatır; kendisini daha iyi hissetmeye ve başkalarına daha az bağımlı olmaya başlar.

 

Sorumluluktan  Kaçınmak

 

Bu insan kendisinin tüm sorumluluğunu üstlenmekte tereddüt eder bu onun yapısına aykırıdır. Bu durumda o "ana rahmin­den ayrılıp" dış dünyaya çıkmak zorunda kalacaktır! Bazen onu uyandırmak ve sorumluluğu üstlenmesini sağlamak için bir bal­yoz gerekir. O, çoğunlukla, sorumluluk üstlenir görünür ve "kü­çük işlerde" bunu yapar da: Faturaları öder, gerekli erzak alışverişini yapar, aile sorunlarını dinler, vb. Ama büyük sorunlardan kaçınmayı sürdürür. Örneğin, hayatta ne yapacağını bulmaya ça­lıştığında, sadece orada oturur ve sonu gelmez fikirleri gözden geçirir. En nihayet motive olduğunda, kendi kendisine şöyle so­rar: "Bunu yapmayı gerçekten istiyor muyum?" O zaman tekrar vazgeçer!

Oğlak Kuzey Düğümü insanının, bilinçaltından kaynaklanan ve onu bu enkarnasyonda yapacağı ona gerçekten doyum verecek şeyler için çalışmayı ertelemeye iten yüzlerce mazereti vardır. Eğer o en nihayet kendi kendisine, "Yeter artık, bunu ya­pacaksın!" derse, söz vermiş olur ve hedefe doğru adımlar atma­ya başlar.

Bu insan çok sevecen olduğundan, onun başkalarına teslim olma alışkanlığı yaşamını engelleyebilir. O sempatinin görüşünü karartmasına izin verebilir, çünkü başkalarında duygusal bir tep­ki uyandırmak istemez. Kendi prensiplerine sadık kalmak yeri­ne, başkalarının istediklerini elde etmelerine izin verir.

O, sevgiyi nasıl gösterdiğiyle ilgili olarak değerlerini yeni­den incelemelidir. Değerlerden biri, onun yapacağını söylediği şeyi yapmasıdır; bu içsel gücün temelini yaratır. Oğlak Kuzey Düğümü insanı kuralların ve sınırların neler olduğunu başkalarına bildirmeli ve sonra bunlara kararlılıkla bağlı kalmalıdır. Eğer o oğluna, "Dışarı çıkabilirsin, ama gece saat 10'da dön, yok­sa bundan sonraki üç gece dışarı çıkamazsın," derse, bu bildiri­me sadık kalmalıdır. Eğer oğlu eve gece 10.30’da dönerse, o söy­lemiş olduğu şeye bağlı kalmak için sonraki üç gece boyunca oğ­lunun öfke nöbetlerine dayanmaya gönüllü olmalıdır.

Kuşkusuz, eğer o bunu tutarlı bir biçimde yapmışsa, oğlu kuralları bozduğu takdirde ebeveyninin cezaya sadık kalacağını anlayacaktır. Ama eğer ebeveyn "anlayış" gösterir ve oğlunun dı­şarı çıkmasına izin verirse, oğul artık ona saygı duymayacak ve o da kendisine saygı duymayacaktır. Bu insan sözünün arka­sında durmayı öğrenmelidir. Vermiş olduğu söz, diğer kişiyi üz­me korkusundan daha güçlü olmalıdır. Oğlak Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyonda kendisin­den sorumlu olmayı öğreniyor: O, "büyüdüğü zaman ne olmak istediğini" anlamaya ve hedeflerini açıklığa kavuşturmaya çalışı­yor. Onun kendisinden sorumlu olması, kendi hayatını kazan­masını ve daha önce sorumluluğu hiç üstlenmediği başka düzey­leri bulmasını içerir. Bu heyecan verici ve meydan okuyucudur ve ona büyüme ve gelişme şansı verecektir!

 

YETİŞKİN YAKLAŞIMLARINI ÖĞRENMEK

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı bu enkarnasyonda bir yetişkin ol­mayı ve çocuksu tepkiler göstermeyi bırakmayı öğreniyor. Bir yetişkin olmak onun kendisini bir hedefe gerçekten adamasını gerektirir. Bunu yaptığında, yaşamının o alanı kesinlikle sihirli bir hale gelir. Birden her şey onun yararına işler, o canlılık ve güvenle dolar ve başarıya giden yolda kolayca ve büyük bir se­vinçle yürür. O kendisini yaşamının henüz istediği sonuçlan ver­meyen alanlarına adamalıdır. Korkuyla yüzleşmeye gönüllü ol­mak ve kendini bir hedefe adama alışkanlığını geliştirmek, onun için özsaygısının ve başarının anahtarıdır.

Bu insan çoğunlukla bir "aşırılık" niteliğine sahiptir o "bir sonraki şeye geçmek" ister. Bu duygusal huzursuzluk onun ken­disi için neyin önemli olduğunu anlamasını ve onu gerçekleştir­mesini engeller. O belirli bir hedefe odaklanır odaklanmaz, huzursuz duygusal enerji üretken bir yönde kanalize olur. O zamana kadar, o yalnızca başkalarının hedeflerine doğru çalışıyor olacak ve kendisine sunulan fırsatları asla fark edemeyecektir.

Ayrıca, Oğlak Kuzey Düğümü insanı bazen fırsatlardan ya­rarlanma konusundaki yeterliliğinden de kuşkuya düşer. Çocuk­su bir biçimde, o gerçekten bilmediği şeyleri bilmesi gerektiğini düşünür ve deneyimsizliğini o bilgi onun için önemli değilmiş gibi davranarak gizlemeye çalışır. Yetişkin perspektifi, herkesin hedeflerine erişmek için başkalarının bilgisine muhtaç olduğunu anlamaktır hiç kimse, daha deneyimli olanların bilgi ve tavsiye­leri olmadan bir hedefe erişemez. Bu insan, kendi içsel gerçeğini dinlemek yerine dışsal oto­ritelere itaat etmeye fazla hazır da olabilir. O bir başkasının uz­manlığını özellikle eğer ona çok para ödüyorsa körlemesine takip edebilir, hatta başka bir şeyin daha iyi sonuç vereceğini kalben bilse bile, bunu yapabilir. Ancak, o kendisine itimat etmeyi ve onun için neyin iyi sonuç vereceğini hiç kimsenin onun kadar bilemeyeceğini hatırlamayı öğreniyor.

Bu insan nihai otorite olmakta zorlanır. O başka birisinin himayesi altında sorumluluğu üstlenebilir, başkalarına talimatlar verebilir, patron olabilir ve çalışanları denetleyebilir. Başka birisinin hedefine doğru çalışmak onun için daha kolaydır. O bu işin onurunu kazanmayı umursamaz ve kesinlikle nihai sorumluluğu üstlenmek istemez.

İroni şu ki, Oğlak Kuzey Düğümü insanı "patron" olma ko­nusunda diğer düğümsel gruplardakilerden daha yeteneklidir. O başkalarına karşı duygusal olarak o derdi duyarlıdır ki, yönetimi ele aldığında bunu başkalarını küçültmeyen bir biçimde yapar. Hedefine kimse tarafından engellenmeden erişebilir, çünkü yol boyunca hiç kimseyi darıltmamıştır. Bunun sonucunda, hedefi ne kadar yüksek olursa olsun, herkes onun hedefine erişmesini destekleyecektir. Aslında, bu enkarnasyonda o, bir kez kendisini profesyonel başarıyı yaratmaya adadığında, ona kolayca erişmeye programlanmıştır.

Bu insan genelde iyi bir iletişimci olmadığını düşünür, ama o sadece duygusallaştığında bu alanda zorlanır. O duyguları içinde kaybolmasına izin verdiğinde, doğru düşünemez; o zaman, ko­nuştuğunda, bu sadece bir duygu karmaşası olur! Ancak, eğer duy­gularından geri çekilir ve "yönetici" yanıyla konuşursa, başkalarında saygı ve işbirliği yapma arzusu uyandıracak sözcükleri bulur. Fark, onun eriştiği yanıdır: Duygusal yanı ya da yetişkin yanı. Eğer o duygusal olursa, kendisine şöyle sorarak içsel dengesini yeniden kazanabilir: "Bu durumun sorumluluğunu yetişkin bir bakış açısından üstlenmek için ne yapabilirim?"

Oğlak Kuzey Düğümü insanının gücü yaşlandıkça artar. Bu onun yaşamının her alanı, özellikle de profesyonel yaşamı ya da hedeflere erişmeyi içeren diğer alanlar için geçerlidir. Geçen yıllar da onun işleri daha az kişisel olarak almasına yardımcı olur. İşler ters gittiğinde, o kişisel olarak hatalı olmadığını anlar fark­lı şeyler bir araya gelip zor bir durum yaratmıştır. Bu insan genişlemeye ve daha geniş, daha şefkatli bir görüş edinmeye başladığında, kendisine de daha yumuşak davranır. O her şey için kendisini suçlamayı bıraktığında, başkalarını suçlamayı da bırakır.

 

GEREKSİNİMLER

 

GÜVENLİK

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendisini güvenli hissetmeye doy­maz bir ihtiyaç duyar. O geçmiş yaşamlarda beslenmeye ve ko­runmaya alışmıştır ve bu yaşamda onun başkalarının geçimini sağlaması programlanmış olmasına karşın, o kolay yaşamaktan, mümkün olduğunca az çaba göstererek yaşamaktan hoşnut olur! O rutinlerin güvenliğini sever: Belli bir saatte uyanmak, belli bir saatte yemek yemek, eve gelmek, televizyon izlemek ya da oku­mak, belli bir saatte yatmak. Ancak, sonunda, o özgüveninin riskler alabileceğini ve başarılı olabileceğini bilmenin daha bü­yük olan güvenliğini bulmak için rutinlerini geride bırakmak zo­runda kalacaktır.

 

AİT Olmak

 

Bu insan "ait olma"ya derin bir ihtiyaç duyar. Geçmiş yaşamlar­da, o ailesiyle güçlü bir biçimde özdeşleşti ve bir grubun parçası olmaktan rahatlık duydu. Şimdi o ayırt edici olmayı öğrenmeli ve gereksinimini sorumlu bir biçimde doyurmak için ona bu ait olma duygusunu veren insanlarla birlikte zaman geçirmeyi seç­melidir. Ev ve mal mülk de ona bir güvenlik duygusu vermekte önemlidir. (Ancak, doğum haritasında bunun aksini gösteren et­kenler olmadıkça, bu insan para kazanma bakımından çok iyi bir "emlak karması"na sahip değildir.) Eve odaklanmasından ötürü, o evde çok zaman geçirebilir. Bunu yaptığında, ev onun genişlemesini ve yaşamının sorumlu­luğunu üstlenmesini engelleyebilir. Eğer bu insan kendi işini yönetiyorsa, onu kendi evinden yönetmemesi başka birinin evinde olsa bile bir yer kiralaması onun için daha iyi olur. O enerjisini hareket halinde tutmak için düzenli olarak dış dünyaya çıkmalı­dır. Evde fazla zaman geçirmek onun için fazla rahat olabilir ve yaşam dış dünyayla etkileşimden kaçınmak için kullandığı bir rutin haline gelebilir. Böylece, gerçek canlılık, gelişme ve ilerle­me için fırsat kaçırılır.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı ait olmamaktan korkar ve ka­bul edilmek için nasıl davranacağını bilmez. Bu yüzden, "grup" tarafından hangi davranışların onaylandığım görmek için çevre­sine bakar ve sonra öyle davranmaya çalışır. O yakınlığın açlığı­nı çeker ve bunu elde edebilmesinin tek yolunun gruba boyun eğmek olduğunu düşünür. Ancak, gerçekten istemediği halde gru­ba uymak onun için derin bir düş kırıldığı kaynağı olabilir. Grup genellikle ona boyun eğerek karşılık vermez.

Bu insan, bir "klan"ın ya da "klik"in bir parçası haline gel­diğinde de yoldan çıkar, çünkü o "benimsediği" prensipleri baş­ka gruplara uygular, bu da onun kendisini yabancılaşmış hisset­mesine yol açar. Ve o bunun nedenini anlamaz! Ait olma ihtiyacını bir kliğin parçası olarak karşılamaya çalışmaktaki sorun, bu­nun başka grupları dışlamayı gerektirmesidir o, yalnızca sınırlı sayıda insana ait olduğunu düşünür. Onun kendisim kişisel ya­şamından daha büyük bir davaya adamasının iyi sonuç vermesi­ne karşın, o ayırt etmeyi unuttuğunda, sorunlar ortaya çıkar. Ör­neğin, eğer o Cumhuriyetçi Partili bir grubun içinde bulunur­ken bu partinin politikasını ateşli bir biçimde destekliyorsa, bu grup onun kendisini onlara aitmiş gibi hissetmesini sağlayacak­tır. Ama aynı ateşlilik onun Demokrat Partililerle dolu bir odada kendisini yabancılaşmış hissetmesine yol açacaktır. Eğer o ken­disini kabul edilmiş hissetmek istiyorsa, konuştuğu insanlarla or­tak hangi prensipleri varsa onlara odaklanmalıdır.

 

BAŞARISIZLIK KORKUSUNA KARŞI ÖZSAYGISI

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanının öylesine abartılmış bir başarı­sızlık korkusu vardır ki, bu onu adeta felç eder ve başarıya götü­rebilecek değişiklikleri yapmasını engeller. O, başarısızlığa uğra­maktan korktuğu sürece, başkalarına güvenerek "paçayı kurtarabileceğini" düşünür. Bir yetişkin olmaya ve başarı için fırsat­lar aramaya "yeterince hazır" olmadığını düşünür. Ancak, er ya da geç kimsenin onunla ilgilenmeyeceğini anlar bu enkarnasyonda bu böyle programlanmamıştır.

Bazen bu insan, korkularıyla karşılaşmaktan ve dış dünya­ya çıkmaktan kaçınmak için her mazereti hatta yaşım bile kul­lanır. Yıllar boyunca kendi kendisiyle güreştikten ve sonunda "misyonunu" başarmadan doyuma ulaşamayacağına karar ver­dikten sonra, yaşının hedefine erişmesini engelleyeceğine karar verebilir. Yaşlanma korkusu bu insan için onun büyümek iste­meyen yanının bir yansıması olabilir.

Ancak, Oğlak Kuzey Düğümü insanı yaşlanmayı kucakla­ması gereken bir insandır: "Çok şükür, sonunda olgunluğa eriş­tim!" Onun kucaklayacağı şey, yaşamı anlamlı kılacak, ona do­yum getirecek ve özsaygısı verecek bir hedefe doğru çalışmaya başlama isteğidir. Bu insanın yaşlanmanın profesyonel olarak onun aleyhine işleyeceğini düşünmesi mantıksızdır: Onun aradığı roller, genellikle, o yaşlandıkça yükselir, çünkü yaşı ona daha çok güç, güvenilirlik ve otorite verir. Bu insan, hedeflerine daha önce de erişebilir, ama genellikle, o yaşamının ikinci yarısında en nihayet bir görüşü benimseyip savunur. Bu yüzden, o yaşlanma kaygısının baskısını hissettiğinde, bu aslında onun psişesinin "Ar­tık zamanı geldi!" demesidir.

Bu insan, eğer hedefine erişmek için hiçbir çaba göstermez­se, bu çabayı yüzde yüz gösterip de başarısızlığa uğradığında olacağından çok daha mutsuz olacağının farkındadır. Ona sürek­li olarak, "Ya başarısızlığa uğrarsan?" diyen ses, onun dış dünya­ya çıkmasını istemeyen geçmiş yaşam mekanizmasının bir par­çasıdır. O ses aslında, "Büyüme... Dışarı çıkma," demektedir ve bu kendi kendini yenilgiye uğratıcı bir durumdur. Eğer o bu sese kulak verirse, hiçbir zaman özsaygı kazanamayacaktır.

Geçmiş bir yaşamda, Oğlak Kuzey Düğümü insanının onun dışarı çıkmasına izin vermeyen bir kocası, ya da aşırı koruyucu bir ebeveyni olmuş olabilir. Ama bu sonunda gelip, "Tamam, yetti artık!" demeye ve kendi durumunun sorumluluğunu üst­lenmeye dayanır. O anda, bu insanın yaşamındaki pozisyonu ta­mamen tersine döner. Bu düğümsel gruptaki insan tüm sorum­luluğu üstlenmeye gönüllü olduğunda, kendi yaşamı üzerinde kontrol uygulamaya başlar ve özsaygısı kazanır, bu da onun her şeyden çok ihtiyaç duyduğu şeydir.

Aslında, bu insan belli bir eylemin doğru olup olmadığı ko­nusunda kuşkuya düştüğünde, "doğru yolda" olduğunu belirle­mek için özsaygı göstergesini kullanabilir. Örneğin, eğer o biri­sini arama konusunda kararsızsa, kendi kendisine şunu sorabi­lir: "Sonucu her ne olursa olsun, bu telefonu etmem bana bir öz­saygısı duygusu verecek mi?" Eğer yanıt evetse, o, telefon ederek "kazanacaktır." Eğer yanıt hayırsa, o pozisyonunu yeniden düşün­melidir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı duygusal bir sis içinde yüz­meyi sever, bu da onu otomatik olarak "daha düşük" bir pozis­yona sokar. Ama o yaşama "yönetimi ve sorumluluğu üstlenme" pozisyonundan yaklaştığında, her şey değişir ve o kendisini güç­lenmiş hisseder. Yine de, bunu yapmanın çevresinde epey korku vardır, çünkü o buna alışık değildir ve mükemmel ya da yetkin olmamaktan korkar. Ama ne kadar ertelerse ertelesin, o bu ya­şamda er ya da geç ayağa kalkmak, yönetimi ve sorumluluğu üstlenmek zorunda kalacaktır. Bu tutum değişikliğini ne kadar çabuk yaparsa, o kadar çabuk mutlu olmaya başlar.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve öğretmen olmak isteyen bir müşterim vardı. Birçok eğitimci üniversiteden hemen sonra öğretmenliğe başlar, ama bu bey üç üniversite dip­loması alana dek bunu ertelemişti ve o zaman bile kendisini bu "sorumluluğu üstlenmeye" hazır hissetmemişti. En sonunda, o bunu yaptı ve bu insan için gerekli olan budur. Bir kez o cesur bir adım atıp, eyleme geçtiğinde, başarısı yeteneklerini onaylar.

Bir kez bu insan yönetimi üstlendiğinde, duygusal gereksi­nimlerine de hâkim olur ve onları karşılayabileceğinden emin olabilir. Artık başkalarının insafına kalmadığından, o en nihayet kendi kendisine yeterli olduğunu hisseder ve güven duyar.

 

Olumlu  Bir Odağı Korumak

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, motivasyon, şevk ve destekleyici enerji sunarak insanları hayallerinin peşine düşmeye teşvik et­mekte iyidir. Şimdi o kendisini nasıl teşvik edeceğini öğreniyor. Bu insan, karanlık ruh hallerinin etkisinde kalmasına karşın, kendisini çabuk toparlar. O, "dibe batıp da orada kalmaz;" dibe itildiğinde, yeniden yukarı çıkar. O sadece şunu hatırlamalıdır: İşler tam onun istediği gibi sonuçlanmasa da olur. Onun yapma­sı gereken şey, dışarı çıkıp elinden geleni yapmaktır.

Bu insanın duygularıyla eşsiz bir bağlantısı vardır. O, his­sederek, "Bunu yapabileceğine eminim!" dediğinde, bu başkala­rına ve kendisine hedeflerine gerçekten erişebileceği konusunda güven verir. O, böyle güçlü bir zihin his bağlantısına sahip oldu­ğundan, aynı zamanda iyi bir şifacıdır. Ancak, kendisi ve sevdik­leri için gerçekten bir teşvik kaynağı olmak için, o her durumun potansiyel olarak olumsuz sonuçlan üzerinde durma alışkanlığı­nı yenmelidir. O diğer kişiyi yol boyunca incinmekten "korudu­ğunu" düşünür, ama aslında o diğer kişinin yolu üstünde engel­ler yaratmaktadır. O sadece olumlu sonuçlar elde etmeye odaklanmalıdır. Bu insan normal olarak cesur değildir ve diğer düğümsel burçlardakilerin alabilecekleri riskleri göze almaz. Bu yüzden, önemsediği kişiler hayatta bir risk alma konusunda he­yecanlandıklarında, o bilinçli olarak olumlu bir tutum sergileme­lidir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı için en iyi yol, başarıyı yarat­maya konsantre olarak korkularını yenmektir. Onun olumsuz yana bakması, sadece, kazanmak için gereksindiği odaklanmanın enerjisini tüketir. O kendisine geçmişteki başarılan hatırlat­mak ve belli hedeflere pratikte nasıl erişebileceğine konsantre olmalıdır. Olumluya odaklanmayı öğrendiğinde, duyguları onun istediği sonuçları yaratmasını ve başkalarını da başarmaya teş­vik etmesini destekleyecektir.

 

Sorumluluğu Üstlenmek

 

Bu insan, çoğunlukla, sınırlı hedefler çerçevesine sahiptir. Tüm zamanını aile ortamında geçirmiş olduğu geçmiş yaşamlardan ötürü, o dış dünyada bulunma açısından yenidir ve deneyimden gelen güvenden yoksundur. Ama bu yaşamda, onun, yönetimi ve sorumluluğu üstlendiği ve ona sunulan fırsatları kabul ettiği her seferinde kazanması programlanmıştır. Olumlu deneyimler yo­luyla o kendi yeteneklerine güven duyacaktır. O şunu fark etme­lidir ki, onun hedefleri çoğunlukla "güvenli" olduğundan ve risk­ler almaya dayanmadığından, başkalarının görüş ve tavsiyeleri­ne açık olması ona yarar sağlayacaktır. Bu görüşler ve tavsiyeler onun kendi başına düşünemeyeceği yeni düzeylere doğru geniş­lemesine yardımcı olabilir.

 

Sorunlarla Karşılaşmak

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı çok açık olduğunu düşünebilir, ama aslında o neler hissettiğini paylaşmakta epey zorlanır. O andaki durumunun çok ötesini görmediğinden, o başkalarına sığ görü­nebilir. Her şeyi kolayca anlayabilir bu insanlar çoğunlukla çok zekidirler ama fikirlerini uygulamak ona zor gelir. O kadar çok olumsuz düşüncesi vardır ki, işleri başarmak ya da sorunlara olumlu bir biçimde yaklaşmak onun için zordur.

O sorunlardan kısmen kaçınır, çünkü diğer kişinin neden belli bir biçimde karşılık verdiğiyle ilgili o kişiye gerçekte neler olup bittiğini sormadan birçok neden düşünür. O kişinin onu neden reddettiğiyle ya da söylediği şeyi neden söylediğiyle vb. il­gili "hislere" ve "önsezilere" kapılır. Ne var ki, onun içgüdüleri hemen her zaman yanlıştır. Eğer geriye dönüp önceki deneyim­lere bakarsa, diğer kişinin davranışının ardında bulunduğundan kuşkulandığı şeyin çoğunlukla yanlış olduğunu görür. Bu yüz­den, onun için en iyi yol, diğer kişiye neden öyle karşılık verdiği­ni açıkça sormak ve sonra onun söyleyeceklerini dinlemektir.

Bu insanın başka bir kişiyle arasındaki bir sorunu çözmeye çalışmadan önce zihninde belli bir hedef belirlemesi yararlı olur: Birlik yaratmak istemek, ilişkiyi bitirmek istemek, daha iyi so­nuçlar almak amacıyla davranışını değiştirebilmek için geribildirim istemek, vb. Eğer onun ilgili kişilerin duygularından ayrı olan belirlenmiş bir hedefi varsa, bu onun objektif kalmasına yardımcı olur. Örneğin, eğer o bir çalışanı işten çıkarmak zorundaysa, hedefe odaklanmak çalışanı işten çıkarmak onun olayın neden olduğu duyguların yoğunluğu içinde kaybolmasını engel­leyecek olan tek şeydir.

Bir dostlukta bir yanlış anlamayı giderirken onun için en iyi yol, zihninde bir hedef belirlemesi ve niyetini diğer kişiye bil­dirmesidir: "Bak, seninle paylaşmak istediğim bir şey var ve ni­yetimin aramızda daha büyük bir yakınlık yaratmak olduğunu bilmeni istiyorum." Bu insan sorumluluk üstlenip, duygularının incinmiş olduğunu diğer kişiye bildirirse, çoğunlukla, o kişinin onun nasıl etkilendiğini fark etmemiş olduğunu görür.

 

DÜRÜSTLÜK

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı açık sözlü olmayı ve neyi bilip neyi bilmediği konusunda dürüst olmayı öğreniyor. O, tüm yanıtları bilmediğinde kendisini yetersiz hissettiğinden, ezici görünen du­rumlarda çoğunlukla hiçbir şey yapmaz ya da, geçmişinden ge­len bir davranış kalıbıyla karşılık verir. O, yanıtları olmadığında bunu diğer kişiye açıkça söylemeyi ve o kişinin neye ihtiyaç duyduğuyla ilgili daha çok geribildirim almayı öğreniyor. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve lise öğrencilerine tüm ban­do enstrümanlarını çalmayı öğreten bir müşterim vardı. Müşterim davullarda ustalaşmıştı ve diğer enstrümanları ancak yüzeysel olarak biliyordu. Bir gün bir öğrenci ona borazanla ilgili bir soruyla geldi: "Fa notası nasıl çalınır?"

Müşterim kaygılanmıştı: "Ya ona yanlış bir şey söylersem? Budala gibi görünürüm!" Ama o değişik biçimlerde yanıtlayabi­leceğini biliyordu. O, öğrencinin gözünü korkutabilirdi: "Ne de­mek istiyorsun? Sen bilmiyor musun?" bu, öğrencinin gereksin­diği yardımı ondan esirgemek olurdu. Ya da o şöyle diyebilirdi: "Dinle, şu anda bilmiyorum, ama bir bakar ve sana söylerim." Bu insan "bilmiyorum" dediğinde, bu onu başkalarıyla eşit kılar ve aradığı yakınlık duygusunu oluşturur. O işi sonuna kadar götü­rüp istenen bilgiyi bulduğunda, saygı ve takdir görür.

İlk adım, "bilmediğini" kabul edecek alçakgönüllülüğü gös­termektir. Sonra o daha çok bilgi arayabilir. O öteki yolu (aşırı duygusal bir tepkiyle o kişinin gözünü korkutmayı) seçtiğinde, o kişiyi kendisinden uzaklaştırır ve bu onun arzuladığı yakınlık yerine, güvensizlik ve savunmacılıkla sonuçlanır.

 

Duygusal   Tutsaklıktan   Kurtulmak

 

GEÇMİŞİ BIRAKMAK

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı çoğunlukla, ebeveynlerinden birin­den ya da her ikisinden de hoşlanmaz ve ona karşı soğukluk hisseder. O bunu açıkça ifade etmeyebilir, ama içinin derinlikle­rinde hisseder. Ebeveynlerinin ona dış dünyaya başarıyla açıl­mak için gereksindiği desteği vermemiş olduklarını düşünebilir. Ya da ebeveynlerinin onu olması gereken kişiden başka birisi yapmaya çalıştıklarını düşünebilir. Bu düşünceler onun doğal yeteneklerinin elverdiğinden daha azını başarmasına neden ola­bilir. Bu adaletsizlikten ötürü ebeveynlerini cezalandırmak için bilinçaltı bir girişimle, o kendisini hedeflerine erişmekten alıko­yabilir. Örneğin, eğer ebeveyni bir keresinde bu insana başarısız biri olduğunu söylemişse ya da onun "yeterince iyi olmadığını" hissetmesine neden olmuşsa, o bu kötü muameleden ötürü ebe­veynini cezalandırmak için kendi kendisini sabote edebilir. Böylece ebeveynine, "Bak, ben başarılı değilim ve bu hep senin su­çun!" demiş olur.

Başarılı olmak için, bu insan kendi çıkarlarını ve özsaygısı­nı, ebeveynlerini ya da başkalarını haksızlık yapmakla suçlama arzusunun önüne geçirmelidir. O şunu söyleyebilmelidir: "Evet, sen haklısın. Ben, eskiden yapabildiklerimden daha çoğunu ba­şarmaya muktedirim." Bu olgunluk gerektirir. Bu ayrıca, geç­mişte yaşamamak için bilinçli olarak çaba göstermeyi ve şimdi yaşamını güçlendiren şeye odaklanmış kalmayı ona özsaygısı ge­tiren şeyleri yapmayı da gerektirir.

 

Duygulara Hâkim Olmak

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı öylesine duyarlıdır ki, o başkaları­nın sözleri, duyguları, beden dili ve onlara eşlik eden tüm çeliş­kiler ve belirsizlikler de dâhil, tüm iletişim düzeylerinin farkın­dadır! Birisi ona bir kararını ilettiğinde, o bunun altındaki çeliş­kili duyguları hemen fark eder. Örneğin, birisi onu akşam yeme­ğine davet etse ve o, "Hayır, teşekkür ederim," dese, o kişi "Peki, başka sefere," dese bile, bu insan saatlerce o kişinin bu konuda başka neler hissettiğini düşünüp endişelenecektir düşündüğü şey doğru olabilir de, olmayabilir de! O, arkadaşının, düş kırıklığı ve anlayış duygularını hesaba katarak "Peki, başka sefere," dediğini hatırlamalıdır. Bu insan, başkalarının altta yattığını imgelediği duygularına değil gerçek yanıtlara uyumlanmayı öğ­reniyor.

Bu insan eğer zaman ayırıp durumları baştan sona düşü­nürse daha iyi eder, çünkü beklenmedik bir olay ya da yeni bir bilgi onun duygulanımı köpürüp düşünüşünü karıştırmasına neden olabilir. Bazen, eğer o bir çözüm bulamaz ya da hemen bir karar veremezse, düş kırıklığıyla tepki gösterir. Çok fazla duygusal müdahale olduğundan, nasıl karşılık vereceğini bilemez. Ama bir görüşü benimseyip savunmak bir karar vermeyi içerir ve insanın verdiği hemen her kararda çelişkili duygular vardır. Önemli olan, olası geri tepmelere değil, karara odaklanmaktır. Olumsuz geri tepmelerle başa çıkmak sadece bir gelişme ve güçlenme fırsatıdır.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının, kendisini duygularının içinde yitirmesini önleyecek belirlenmiş bir hedefe de ihtiyacı vardır. Eğer bir avuç dolusu yengeci bir fıçıya koyarsanız, fıçının kapağı açık olsa ve yengeçler yukarı tırmanıp fıçıdan çıkabilecek halde olsalar bile, onlar fıçının dibinde kalacaklardır. Ara sıra, bir yen­geç fıçının kenarından yukarı tırmanmaya başlasa bile, diğer yen­geçler onu tekrar dibe çekeceklerdir. Bu insanın duyguları da o korkak ve paylaşmak istemeyen yengeçler gibidir: O özgürlüğe ulaşmaya ve hiçbir şeyin onu engellemesine izin vermemeye karar verene dek, duyguları daima onu aşağıya çekerler!

Bazen bu insanın, onu duygularıyla yüzleşmenin gerekliliğine uyandıran bir olayın acısını çekmesi gerekir o zaman yaşam çok daha kolaylaşır. O noktaya dek, o duygularının kurbanı olur sürekli olarak duyguları tarafından ezilir. O duygularına bir bütün olarak bakmayı öğrenene dek, duyguları onun kaçınmak istediği ürkütücü ve "kontrolsüz" bir şeyi temsil eder. Bu insan kendisini olumsuzluğa kaptırdığında, olumsuz duygular onu ezer ve o olumsuz fiziksel tepkiler hissetmeye başlar.

Onun bu yaşamda yapması gereken en önemli şeylerden biri, olumlu duyguları güçten düşürücü olumsuz duygulardan ayırt etmektir. Kendisini kaptırdığında bu insan için Pandora'nın kutusu olan dört temel duygu vardır: Korku, Öfke, Suçluluk ve Güvensizlik. O bu dört duygudan herhangi birine kapılmayı kaldıramaz, çünkü ne zaman duracağını bilmez! Örneğin, bir kez o Suçluluğa girdiğinde, giderek daha çok suçluluk duyar suçluluk duygusuyla dolmaya devam eder ve bu bir ömür boyu böyle sürer.

Bu insan olumsuz duygulara kapılmaya o denli koşullanmıştır ki, bunu yaptığını bile bilmez. Bu dört duygudan birini hissederken bunu fark etmek ve sonuçlarının farkına var­maktır. Örneğin, o öfkelenmesine izni verdiğinde, kısa bir süre için gerçekten "delirebilir." Eğer salim kafayla düşünüyor olsa söylemeyeceği ya da yapamayacağı şeyleri söyler ve yapar. O, bu dört duyguya göre hareket etmenin sonuçlarını fark etmelidir ve parçalayıcı etkiyi görecektir. O zaman, tıpkı elinin yandığını gördüğünde onu kızgın sobanın üstünde tutmayacağı gibi, durmayı öğrenebilir.

Diğer düğümsel gruplar çizgiyi nerede çekeceklerini bilirler ve bu duyguları davranışlarını değiştirmek için bir "uyanış çağrısı" olarak kullanabilirler. Ama Oğlak Kuzey Düğümü insanı duygularına bağımlıdır ve tıpkı alkoliklerin bir kadeh içmelerine bile izin veremeyecekleri gibi o bu "büyük dörtlü"den herhangi birine kapılmasına kesinlikle izin veremez. Korku, Öfke, Suçluluk ve Güvensizlik sadece zihinsel olarak güçten düşürücü değil, fiziksel olarak da tehlikelidir. Öte yandan, Sevinç, Sevgi ve Takdir Etme haz verici ve sağlıklıdır. Aslında bu "büyük dörtlü"nün dışındaki diğer duygular bu insan için iyidir, çünkü onlar kontrolsüz aşırılığa yol açmazlar.

 

İLİŞKİLER

 

Duygularla Başa Çıkmak

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendisini geri çekmeyi ve başkala­rının duygularına kapılmasına izin vermemeyi öğrendiğinde bun­dan herkes kazançlı çıkar. Diğer insanlar kazanırlar, çünkü bu insan uygunsuz biçimde tepki göstermeden, onlar neler hisset­tiklerini ifade edebilirler. Oğlak Kuzey Düğümü insanı kazanır, çünkü duygusal tepkileriyle karşılaşmamak için başkalarını ya­tıştırmak, ödün vermek zorunda kalmaz. O diğer kişiyi objektif biçimde izleyebilir ve kendi kendisine şöyle diyebilir: "Evet, Joe bir huysuzluk nöbeti geçiriyor," ya da "Mary yine Mary'liğini ya­pıyor." O olumsuz enerjinin içine çekilmeden başkalarının ken­dileri olmalarına izin verebilir. Sağlıklı bir duygusal mesafe koy­ma alışkanlığı edinmek için, kendi kendisine şunu hatırlatabilir: "Başkalarının kendileri olmalarına izin verdiğimde, ben özgür olurum."

 

BAĞIMLILIK

 

Geçmiş yaşamlarda, bu insan ne zaman üzülse başkalarının onun yardımına koşmalarına alışmıştı, bu da onun duygusal den­ge için başkalarına güvenmesine yol açmıştı. Ancak, bu ona pa­halıya mal oldu: Bu davranış onu kendi sorunlarını çözmeye muk­tedir olduğunu bilmenin ve duygusal hallerinden sorumlu olma­nın gücünden yoksun bıraktı.

Başkalarından aşırı destek görmek aslında onun için bir kös­tek haline geldi ve kendi başına "toparlanamayacağını" hissetti­ği derin bir güvensizlik yarattı. Bu yüzden, bu enkarnasyonda onun artık duygusal bağımlılık oluşturmasına izin verilmemiştir. Gerçekten üzüldüğünde ve "paramparça" olduğunda, bu onun için iyi sonuç vermez onun haritasında bu böyle oluşturulma­mıştır. O, ne zaman aşırı duygusal olsa, başkalarının onunla ilgi­lenmek yerine, çekip gideceklerini bilmelidir. Bu, yaşamın ken­di kendini baltalayıcı duygusal bağımlılığı durdurma biçimidir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının duygusal üzüntüleri dipsiz bir kuyudur. O dikkat görmek ister: Birisinin onun duygusal ha­line girmesini ve onu düzeltmesini ister. Ama o buna göre dav­randığında, duygusal çılgınlıktan sonra kendisini iyi hissetmez ve diğer kişinin onun için kötü düşünmemesini umar. İşte bu yüz­den, bilinçli olarak, başkalarının saygısını kazanacak ve daha da önemlisi, kendi özsaygısını artıracak biçimde davranmak onun için çok önemlidir. Bu onu doğru yolda tutan ve değişen ruh hal­lerinin batağında yol gösteren bir pusuladır.

Bu insan özellikle ailesine aşırı bağımlılık geliştirmeye yat­kındır bu bir "dünyaya karşı biz" duygusudur. Onun yurtsever olmasının nedeni de budur bu, "onlara karşı biz" prensibinin bir uzantısıdır. Çoğunlukla o vergisini tam olarak ödemek için çaba gösterir; ülkesini, yani genişlemiş "aile birimini" desteklemek için kendi payına düşeni yapmak zorunda olduğunu hisseder. Bilinç­altı olarak, hâlâ, yaşamını sürdürebilmek için aileye bağımlı ol­duğunu hisseder. Geçmiş yaşamlarda, eğer aile onu reddetmişse, o kendisini geçindiremez ve yaşamını sürdürmesi tehlikeye girerdi. Oğlak Kuzey Düğümü insanı başkalarına bel bağlaması ge­rektiğini düşünür. O, orada başka birisinin bulunduğunu bilmek ister ve bir bağımlılık alışkanlığı yaratabilir: İnsanları arabasıy­la götürür, onlara öteberi satın alır, vb. Onun tüm yaşamı diğer kişinin çevresinde döner.

O birisinin onu desteklemek için orada olduğunu hissetti­ğinde, dünyaya başarıyla girmek için gereken cesareti toplayabi­lir. Ancak, o kişi birden çekip gidecek olursa, bu insan hem pro­fesyonel ve hem de kişisel olarak paramparça olur. Yıllarca başa­rılı olmuş olsa bile, hedeflerine erişemeyeceği düşüncesiyle deh­şete düşer.

Aslında, bu insan güçlü biridir. Bunu yanlış anladığında ve gücü partnerine verdiğinde, bu, ilişki için felaket anlamına gelir. O yönetimi ve tüm kararları vermeyi partnerine bıraktığında, bir yetişkin olmaz ve sonunda partnerinin saygısını ve sevgisini kaybeder. Yine de, o herhangi bir noktada durumu tersine çevi­rebilir, kendi kendisine, "Pekâlâ, şimdi gücümü geri alacağım ve bu ilişkide bir yetişkin olmaya başlayacağım," diyebilir ve dav­ranışını değiştirebilir.

Bazen, Oğlak Kuzey Düğümü insanı evlendiğinde, onun "çocuk kalıbı" harekete geçer. O, güvenli "aile" duygusunu elde eder etmez, diğer kişiye tüm sorumluluğu vermeye başlar. O bu­nu yaptığı sürece, asla mutlu bir evliliğe sahip olamayacaktır. Ne zaman bu insanın aşırı duygusal çocuk yanı ortaya çıksa, durum baş aşağı gider. Ama onun yapması gereken tüm şey, bilinçli ola­rak yetişkin yanma erişmek ve onu hemen uygulamaya başla­maktır! Bir kez o kendi başarısının sorumluluğu üstlendiğinde, diğerleri onu asla düş kırıklığına uğratmazlar. Oğlak Kuzey Dü­ğümü insanı yönetimi üstlenmiştir ve onun yaşamı sihirli bir hale gelir.

 

Kontrol

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendisini, kendi isteklerini öne sürmekte zorlanır, çünkü başkalarını üzmek istemez. Eğer diğer kişiyi incitirse, kendisini kötü hissedeceğini bilir, bu yüzden ger­çekten istemediği zaman bile razı olma eğilimindedir. Eğer ona yakın olan birisi bir şey yapmak ister ve o yapmak istemezse, di­ğer kişiyi mutsuz etmektense, ona katılır ve mutsuz olur. Bu tür bir durumda yönetimi üstlenmek için onun yapacağı en iyi şey, "Bunu yapmak istemiyorum" demek, bunun nasıl ters etkili ola­cağını açıklamak, kendisinin ne yapmak istediğini bildirmek ve ona bağlı kalmaktır. Bu özsaygısını geliştirir. O bunu duygusal bir yükleme olmadan yaptığında, bu diğer kişiye genellikle uy­gun gelir, böylece her iki insan da mutlu olur.

Bu insan başkalarının duygusal tepkileri tarafından yöne­tildiğini hissettiğinden, o da başkalarını kendi duygusal patlama­larıyla yönetmeye çalışır. Üzüldüğünde ya da sinirlendiğinde, duy­guları onun sözlerini ve enerji alanını doldurur ve diğerleri çoğu kez ona boyun eğerler, çünkü onlar Oğlak Kuzey Düğümü insa­nı istediğini elde edemediğinde ortaya çıkan yoğun duygularla uğraşmak istemezler.

Sonucu belirleyen şey, onun kendi isteğini öne sürme tarzı­dır. Örneğin, eğer o geç saatlere kadar çalışacaksa, mazeretler ileri sürme eğilimindedir: "Şey, sanırım işimi otuz dakikada biti­rebilirim ve sonra hemen aşağıya inip akşam yemeğini hazırlarım... Ve sen ne yemek isterdin... Aman Tanrım, aman Tanrım." Bu bir yetişkin olmak değildir; bu karşısındakini hoşnut etmeye çalışan bir çocuktur. Bir yetişkin şöyle bir şey söylerdi: "Bu ak­şam saat dokuza kadar çalışacağım, bu yüzden yemek yapacak vaktim yok, sen istersen çıkıp dışarıda yemek yiyebilirsin."

Öte yandan, eğer birisi onun bir şey yapmasını ister ve o da duygusal yükle, "Hayır, bunu yapmak istemiyorum!" derse, o ki­şi isteğinden vazgeçecektir. Ama bu yakınlığı geliştirmez. Bu in­sanın yapması gereken şey, akla uygun bir kendini yönetme po­zisyonu oluşturmaktır: "Bu hafta sonu seninle birlikte gitmek istemiyorum, çünkü Pazartesi sabahı iş için erken kalkmalıyım ve dinlenmem gerekiyor." O diğer kişiye bu kararı neden verdi­ğini bildirmeli ve sonra o karara bağlı kalmalıdır. Eğer o düşünmek için biraz zaman isterse, şöyle söyleme­lidir: "Bu iyi bir fikir gibi görünüyor. Bırak ben bunu biraz düşü­neyim ve sana haber veririm." O, başkalarının duygusal yoğun­luğundan etkilenmesine izin vermek ya da durumu kendi duy­gularıyla yönetmeye çalışmak yerine, kendisini akılcı bir biçimde savunmayı öğreniyor.

 

YÂDSIMA

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı bazen sorunlara göz yumar, çünkü duygusal olarak nahoş olan herhangi bir şeyle uğraşmak iste­mez. O, sorunlarla doğrudan yüzleştiğinde şu ya da bu şekilde bir kriz yaratacağından korkar. Eğer başka hiç kimse o sorunu ortaya getirmezse, o da bunu geçiştirir ve geçip gideceğini umar.

Sorun, onun duygularını inciten şeyleri açıkça söylememesidir. O, partnerini kaybetmekten korktuğundan, ilişkideki kü­çük sorumlulukların birçoğunu üstlenerek aşırı taviz verir. "Eğer onu gerçekten seviyorsam, istediği şeyi kabul etmem gerekir," diye düşünür. Açık konuşmaktan kaçınır ve onun yerine diğer kişiye kızar ve sessizleşir ve sonra ilişki yine de sona erer!

Başka bir yâdsıma yöntemi, sorumluluk üstlenmeyi ertele­menin bir yolu olarak anlayışsızlığı kullanmaktır: "Henüz onu sorumluluk üstlenecek kadar anlamıyorum." Oğlak Kuzey Dü­ğümü insanı aslında "kabul etmediğim" kastederken de "anlamıyorum" sözcüğünü kullanır. O şöyle diyebilir: "Bunu bana ne­den yaptığını anlamıyorum! Neden bu kadar üzgün olduğunu anlamıyorum!" Ama o aslında dikkati kendi üstüne çevirmekte­dir; o aslında şöyle demektedir: "Bunu bana yapmanı kabul et­miyorum! Bu kadar üzgün olmanı kabul etmiyorum!" O, bir çö­züm bulma sorumluluğundan kaçınmak için yadsımayı kullanır.

Duygulara karşı duyarlılığından ötürü, bu insan, ilişkilerin­de sorunlar olduğunda bunu keskin biçimde fark eder. Hoşnut­suzluğu yadsımak bir süre için işe yarayabilir, ama sorunlar "or­tadan kalkmaz." Oğlak Kuzey Düğümü insanı çözülmemiş sorunlardan asla söz etmek istemez, çünkü onun bir yanı çatışmayla başa çıkamayacağından korkar. Aslında, iltihaplanmış bir sorunun çözülmesi zamanla daha da zorlaşır bir görüş farklılığı boşanmaya yol açabilir. Onunla hemen yüzleşmek ve altta yatan duyguları açığa vurmak, sorunu konuşarak çözmenin ve her iki tarafta iyi duygulan yeniden oluşturmanın anahtarlandır. Part­ner, "Üzgünüm, bu ilişkide bir sorunum var" dediğinde, bunu yadsımak kesinlikle "nasıl kaybederim" demektir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının gördüğü sorunları açıkla­ması, onun için önemli olan ilişkileri korumasının anahtarıdır, ama her şey yaklaşıma bağlıdır. Eğer o diğer kişiye ilişkiyi önce­den belirlenmiş bir hedefe (mutlu bir evlilik; kalıcı bir dostluk; uzun vadeli bir iş ortaklığı, vb.) götürmenin sorumluluğunu üst­lenerek yaklaşırsa, sorunu karşılıklı olarak doyum verici bir çö­züm arama bağlamında açıklayabilir. Örneğin: "İlişkimizde beni üzen bir sorun var ve bunu konuşarak her ikimizin de neler his­settiğimizi, neye ihtiyaç duyduğumuzu ve sorunu her ikimize de yararlı olacak biçimde nasıl çözebileceğimizi öğrenmek istiyo­rum." O, olumlu hedefi aklında tutarak, sorunu tanımlamalı, o konuda neler hissettiğini açıklamalı ve diğer kişinin neler his­settiğini öğrenmelidir.

Bir kez o bilgi ve bakış açıları alışverişini başlattığında, her iki insanın daha yüksek bir duygusal esenlik düzeyine ulaşması için yolu açar. Bir sorunun uzun süredir çözülemediği bir evli­likte, sorumluluk üstlenmek, her iki kişinin birbirini anlamasını sağlamak için bir evlilik danışmanına gitmek anlamına gelebilir. Ne de olsa bu ilişki bir zamanlar her iki kişi de onu istemiş oldu­ğu için vardır; böylece uygun iletişimle ilk baştaki isteklilik yeni­den oluşturulabilir ve belki daha da güçlendirilebilir.

 

ROLLER

 

Doğru Eşi Çekmek

 

Bağımlılıkla geçen enkarnasyonlardan ötürü, Oğlak Kuzey Dü­ğümü insanı kendisini koruyup destekleyecek güçlü bir partnere ihtiyacı olduğunu düşünür. Bazen o partner olarak yanlış bir ki­şiyi onun geçimini sağlamak ve onu evde tutmak isteyen birisi­ni çeker. Ama eğer böyle olursa, bir süre sonra onun içsel benli­ği isyan etmeye başlar ve o çekilmiş olduğu kişiyi itmeye başlar. Bu enkarnasyonda, içindeki bir şey onun kendi kendisine bakıp geçindirebileceğini kanıtlamasını ister. Onun gerçekten ihtiyaç duyduğu kişi, kendi profesyonel ve kişisel otoritesini geliştirme­sini destekleyebilecek bir partnerdir.

Bu insan bir muhtaçlık pozisyonundan hareket ettiğinde, ilişkisi bozulur. Ancak, o bir ilişkiye kendi mutluluğunun sorum­luluğunu üstlenme kararlılığıyla girdiğinde, ilişki uygun önemi­ni kazanabilir. Ama onun aradığı doyum esasen bir ilişkiden gelemez; bu, onun misyonunu gerçekleştirmeye çalışmasından ve yaşama özsaygısını geliştirici biçimde sorumluluk üstlenerek ka­tılmasından gelecektir.

Yakın ilişkilerde bile, bu insan kendi otorite duygusunu ko­rursa partnerini yatıştırmak için taviz vermezse daha iyi du­rumda olur. Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve müt­hiş bir yaratıcı enerjiye ve gerçek bir yazarlık yeteneğine sahip olan bir müşterim vardı o henüz üniversitedeyken bile yazıları ulusal çapta yayınlanmıştı. Bu hanım evlenince yazı yazmayı bı­raktı, tüm enerjisini eşini ve çocuklarını duygusal olarak destek­lemeye verdi. O, "dikkatleri kendi üzerinde toplayıp kocasının özgüvenini sarsmak istemiyordu."

Aradan yirmi yıl geçti. Çocukları evi terk ettiklerinde, o ko­casına çok içerlemiş bir haldeydi, kendisi yazarlık kariyerini sür­dürmediği için kocasını suçluyordu. Kocası aslında onu yazı yaz­maya teşvik etmişti, ama müşterim, onu sözleriyle teşvik etse de, başarısının eşini duygusal olarak üzeceğini düşünmüştü. Onun eşiyle konuşma fırsatım oldu ve eşi gerçekten de onun kariyeri­ni izlemesini istemişti Hatta bunun aileye parasal katkısı da ola­caktı. Bu öykünün mutlu bir sonu yok: Müşterim kendi başarı­sızlık duygusundan ötürü kocasını suçlamayı sürdürdü, bu da onun yaşamının sorumluluğunu üstlenmesini engelledi. Oğlak Kuzey Düğümü insanı kendi hayatını yaşamamasının mazereti olarak başkalarının duygularını kullandığında olan budur. Aslında, zamanını özsaygısını geliştirecek biçimlerde kul­lanmaktan o sorumludur. Nereye gitmek ve ne yapmak istediği­ni anlaması gereken ilk kişi onun kendisidir. O zaman, o partne­rine kendisi için neyin önemli olduğunu bildirdiğinde, ilişki ona uymaya başlar!

Bir kez bu insan kendi hedeflerinin peşine aktif bir biçimde düştüğünde, dürüst davrandığında ve kendisi olduğunda, ona çe­kilen insanların ona destek mi yoksa köstek mi olacaklarını gö­rebilir. O durumda o objektif olabilir, çünkü yaşamını sürdür­mek için diğer kişiye ihtiyacı yoktur. Aslında, o bir hedef buldu­ğunda, kendisini o hedefe adadığında ve aktif olarak kendi yolu üzerinde olduğunda, doğru kişi ona çekilecektir. O zaman, o ruh­sal benliğiyle uyum içinde olan bir enerji yayar ve bu enerjiyi destekleyebilecek insanlar ona çekileceklerdir. Eğer o evliyse, so­rumluluk üstlenmesi eşine onu yeni bir biçimde destekleme fır­satı verecektir.

 

Anaç   Anne

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı kişisel ilişkilerde abartılı bir "an­ne" rolünü çok kolayca üstlenir. Bu kesinlikle onun için ya da sevdikleri için iyi sonuç vermez. O, çoğunlukla, anaç anne rolü içinde başkalarının sürekli değişen duygusal enerji alanlarına tâbi olarak kaybolur. Ve yaşamının başkalarının karşılamaya çalıştığı duygusal ihtiyaçları tarafından yutulmuş olduğunu an­ladığında, kendisini haksızlığa uğramış, kurban olmuş hisseder. Aslında, hiç kimse bu insanın sağlama eğiliminde olduğu "mevcudiyet" miktarına ihtiyaç duymaz.

Onun anaç anne rolü oynamaktaki güdüsü, çevresindeki­lerin ruh hallerini mutlu tutmaktır. Ama başkaları bunu bir mü­dahale olarak algılarlar ve Oğlak Kuzey Düğümü insanı bir ener­ji tükenişi yaşar, böylece her iki insan da kaybeder. Ayrıca, baş­kalarının ruh hallerine aşırı duyarlılık bu insanın onlar tarafından kurnazca yönlendirilmesine de neden olabilir. Başkaları onun kendilerini iyi bir ruh halinde tutacak fiziksel şeyleri sağla­masına bağımlı olurlar. Bu bir sürekli besleme biçimidir ve bu insan bunu sağlamaktan dolayı kendisini iyi hisseder. Ama o ken­disini ona her zaman "bakıcı" rolünü oynamasını bekleyerek yak­laşanlardan korumalıdır.

Felsefi olarak, Oğlak Kuzey Düğümü insanı herkesin birbi­rine yardım etmesi gerektiğini ve herkes böyle yapsa, dünyanın daha iyi bir yer olacağını düşünür. Bu yüzden o, genellikle, elin­den geldiğinde yardım etmeye çalışır ve bunu gizli bir güdü ol­madan yapar. Ama o içgüdüsel olarak insanlara yardım etse de, bunu çoğunlukla, neyin gerçekten yardımcı olacağını bilmeden yapar. Başkalarının fiziksel ihtiyaçlarını dikkate alır, ama onla­rın daha derin gereksinimlerini düşünmez. O başkalarının ruhsal gereksinimlerini karşılayabilmek ister, ama bunu nasıl yapa­cağını bilmez.

Bu enkarnasyonda anaç anne rolü oynamak yerine, o "ba­ba" rolünü daha çok vurgulamalıdır başkalarının yapıcı hedefle­re ulaşmalarına yardım etmek için sorumluluk üstlenmelidir. Bu diğer kişinin niyetlerini doğru olarak ayırt etmek için dinlemek ve sonra bilinçli olarak yardım etmeye karar vermek anlamına gelir. Bazen o bunun diğer insanda bir "yönetimi üstlenme" tu­tumunu uyandıracağı umuduyla annelik rolünü üstlenir. Eninde sonunda, ilişkilerinin yürümesi için, bu insan başkalarının ger­çekten ne hissettiklerinin bilincinde olmalı ve sonra yönetimi ele almalıdır. Eğer o bir karar verirken yardıma ihtiyaç duyarsa, zor durumlarda baba rolünü üstlenmesine yardımcı olması için gö­rünmez bir baba figürüne kendi Yüce Gücüne başvurmalıdır.

 

YAKINLIK

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı yakınlığa değer verir: Özgürce ko­nuşabilmek, ruhunu açabilmek ve yargılanma korkusu olmadan yakın olmak ister. Bu yakınlık oluşmadığında, o bunu anlamaz. Yakın olmak istediği birisini bulduğunda, bu yakınlığı yaratmak için genellikle çok çalışır; ama bazen ne yaparsa yapsın sonunda kendisini engellenmiş hisseder. Onun derslerinden birisi her şe­yi kişisel olarak almamayı öğrenmektir: Bazı insanlar yakınlık, samimiyet istemezler. Herkes onunla aynı değerleri benimsemez. O, yakın olmak istemeyenlerle yakın olmaya çalışarak zamanını boşa harcamamayı öğreniyor. Eğer bu yürümüyorsa, onun yapa­cağı en iyi şey onu bırakmaktır. O diğer insanların yakın olmayı ya da olmamayı seçmelerine izin vermeli ve onların seçimlerine saygı göstermelidir.

Öte yandan, bazı insanlar bu insanla gerçekten yakın ol­mak isteyebilirler, ama o onlarla yakınlığa değer vermeyebilir. Bu kişi onun düzenli olarak gördüğü bir iş arkadaşı olabilir; ama Oğlak Kuzey Düğümü insanı yakınlık kurduğunda, sonunda ken­disini tükenmiş ya da çökmüş hisseder. Belki de aslında o diğer kişinin prensiplerine saygı duymuyordur. Bir kez daha, işin anah­tarı ayırt etmektir. Diğer kişi yakınlığı arzulasa bile, Oğlak Ku­zey Düğümü insanının yakın olmasının uygun olmadığı bazı in­sanlar olabilir. Bu insan kendi enerji düzeyini gözlemleyerek bu­nu anlayabilir. Eğer o kendisini mutlu ve canlanmış hissederse, o zaman o kişiyle yakınlık oluşturması uygundur.

 

İLETİŞİM

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanının ilişkilerde ve yakınlık konusun­da yaşadığı sorunlardaki temel bir etken, onun dinlemeye eği­limli olmamasıdır. Eğer diğer kişi sadece dinlemeye gönüllü de­ğilse, bu insanla konuşmak neredeyse olanaksız olabilir. Dikkat onun üzerinde olduğunda ya da birisi onun görüşünü sorduğun­da o aşırı derecede heyecanlanır ve diğer kişinin istediği şeyle te­ması yitirir. O yardımcı olmak ister, ama gerçekten dinlemedi­ğinden diğer kişinin nereye doğru yöneldiğini ya da aradığı yanı­tı göremez böylece hiçbir odaklanma olmadan konuşup durur. Zihni konudan konuya atlar. Bu onun disiplinden yoksunluğunu yansıtır.

Diğer kişiyi gerçekten işitmek için, bu insan onu çok dikkatle, odaklanarak dinlemelidir. Çoğunlukla o dinlemez, çünkü bundan kazanacağı bir şey olduğunu düşünmez. Onu doğrudan ilgilendirmiyorsa, kendi içinden çıkma, diğerleriyle bağlantı kur­ma, empatize olma ve aktif olarak katılma zahmetine girmez bu aşırı çaba gerektirir. O yalnızca "Bu beni nasıl etkiler?" diye düşünür. Daha büyük bir şey sunulduğunda, o her zaman onun önemini anlamaz. Bu durumda başkalarıyla gerçekten bağ kur­madığından, bu dinlememe eğilimi onun özlediği yakınlığı oluşturmasını engeller.

Eğer diğer kişinin söylediği şey onu hemen etkilemezse, o başka bir şey düşünmeye başlar, bu yüzden yanıtı uygunsuz ola­bilir ve reddedilmeyi ya da yanlış anlamayı davet edebilir. An­cak, o diğer kişiyle gerçekten ilgilendiğinde, etkileşimlerinden da­ha çok şey kazanır. Bilerek dikkat gösterdiğinde ve diğer kişiyi işitmeye çalıştığında, yanıtları çok farklı olur. Her iki kişi de et­kileşimde kendisini daha rahat hisseder ve Oğlak Kuzey Düğü­mü insanı diğer kişiyi duymak için enerji harcamasının yararlı olduğunu anlar. O daha fazla doyum kazanacak ve hem kendisini hem de diğerlerini daha iyi anlayacaktır.

Bu insan, diğer kişinin gereksinimlerini işitmek yerine, ken­di gereksinimlerini ona projekte etmeye de eğilimlidir. O, "Bana ne istediğini söyle, onu yapıp yapamayacağıma bir bakarım," bi­le diyebilir ama diğer kişinin ne dediğini işitmez. Sözcükleri du­yar, ama anlamını anlamaz, böylece onlara göre davranamaz. Özellikle eğer ilişki duygusal ya da kişisel unsurlar içeriyorsa, di­ğer kişinin iletişimi ona tehdit edici görünebilir. Bunun nedeni, derinden derine, onun diğer kişinin fiziksel olmayan gereksinim­lerini karşılayamayacağını düşünmesidir. O, eğer anlasa bile, o konuda hiçbir şey yapamayacağından korkar ve o zaman diğer kişi düş kırıklığına uğrayacak ve bu insan kendisini yetersiz his­sedecektir.

İlişkilerinin yürümesi için, Oğlak Kuzey Düğümü insanı kar­şısındakini dikkatle dinlemeye odaklanmalıdır. Duyacağı şeyin onu üzebileceğinden korksa bile, ne olup bittiğiyle ilgili doğru bilgi edinmek için onu duymaya açık olmalıdır. Onun zihni hızlı çalışır, ama bu onun bildiği dokunaklı ya da pratik bir mesele olmadıkça, bilgiyi hemen işlemden geçiremez, bu yüzden o bilgi­nin zihnine girmesine bile izin vermek istemez. Bu insanın bilgi­yi diğer düğümsel gruplardakiler kadar hızlı işlemden geçirme­mesi tamamen anlaşılabilir bir şeydir, çünkü onun duyguları zihnine bağlıdır. Onun zihinsel sürecini duygularından ayırması biraz zaman alır ve genel tablo üzerinde düşünmek için özel bir zamana ihtiyacı vardır. O konu hakkında daha sonra düşünme­ye gönüllü olması, ona kendisini hemen yanıt vermek zorunda hissetmeden dinleme olanağı verir.

Bazen bir sohbette Oğlak Kuzey Düğümü insanı heyecan­lanıp şaşırır, çünkü diğer kişi ondan geribildirim ister ya da ona akıl danışır. O diğer kişinin onun yargısına saygı göstermesine şaşırır. Ama dinlemediğinde, diğer kişiye yardım etme sorumluluğunu üstlenmemiştir ve yanıt veremez. O başkalarına yardım etmeye odaklandığında, duygusal tepkisini aşabilir ve daha bü­yük tabloyu görme yeteneğini kullanabilir.

Bu insan her şeyi zaten bildiğini düşündüğünde başka bir iletişim engeli ortaya çıkar. Ve o kendi dünyasında her şeyin na­sıl işlediğini bilir. Kendi ailesinde statükoyu nasıl koruyacağını bilir ve kendi "rahmi"nde rahattır. Yararlanabileceği başka "dünyaların" da bulunduğunu görmek yerine, kendi dünyasının pren­siplerini korumak için savaşır. Oysa o zaten bildiği şeyler saye­sinde değil, bilmediği şeyler sayesinde gelişecek ve kazanacaktır. Eğer o çözüm yönelimli olursa zaten bildiklerinin ötesindeki fi­kirlere açık olursa "yanıtı" bilmemekten artık korkmayacaktır.

Dinlememesi onun fırsatları kaçırmasına da neden olur, çün­kü o daha geniş bakışla değil, sadece hemen o sıradaki işiyle il­gilenmektedir. Bu fırsatları kaçırmaya son vermek için, o bi­linçli olarak kendi kendisine şöyle diyebilir: "Bu kişi bana hangi fırsatı sunuyor? Bu durumun içindeki fırsat nedir?" O sunulan fırsatlara odaklandığında, onun dinleme kapasitesi odaklanmıştır? Ve sorumluluk üstlenmiş bir hale gelecektir.

 

BENMERKEZCİLİK

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı çoğunlukla benmerkezcidir ve onun empati yeteneğini kullanmamasının nedenlerinden biri de budur: O çaba harcamak, uğraşmak istemez. Kendisini çok pra­tik bir insan olarak görür. Bir sorunla ilgili olarak yapacağı bir şeyin olmadığını düşünürse, enerjiyi "boşa harcamak" istemez. O birisinin duygularıyla ilgilendiğini, onları anlayıp paylaştığını düşünebilir, ama bu gerçek bir ilgilenme değildir, çünkü bunun diğer kişinin esenliğine bir katkısı olmaz.

Empati birisiyle birlikte olmayı içerir. Bu aktif bir süreçtir: Bu süreç diğer kişinin durumunun "içine girmeyi" ve o kişinin hissettiği duyguları hissetmeyi içerir. Bu insanın sempatiden empatiye geçmesine yardımcı olacak şey, sempatinin eksikliklerini anlamaktır: Sempati sorunları çözmez.

Diğer düğümsel grupların hiçbirinin bu kadar büyük bir empati kapasitesi yoktur, yine de Oğlak Kuzey Düğümü insanı birisiyle aktif bir biçimde empatize olmaktan korkabilir. O diğer kişinin ne hissettiğini sezer ve eğer kendisi de onu hissederse, kendisinin de incineceğinden ve yine de yardım edemeyeceğin­den korkar. Oysa o kendi içinden çıktığında ve diğer kişiyle em­patize olduğunda, birden yanıtlar ona gelir ve o durumu yapıcı biçimde düzeltebilir.

Örneğin, babası kısa bir süre önce ölmüş olan Oğlak Kuzey Düğümlü bir erkek müşterim vardı. Babası ölmeden bir gün ön­ce müşterim hastane odasına girdi ve oksijen çadırında bulu­nan babası ona, kollarını uzatarak, "Soluk almakta zorlanıyorum," dedi. Müşterim yardım etmek için ne yapacağını bilemedi. Böylece, orada birkaç dakika daha kaldı ve sonra bir mazeret göstererek oradan ayrıldı. O daha sonra bu olay üzerinde düşün­düğünde ve babasıyla empatize olduğunda, orada kalıp babası­nın elini tutması gerektiğini anladı.

Bu insan güzel ve sevecen biçimde yardım edebilir o birkaç dakika ayırıp empatize olduğunda, tam olarak ne yapacağını bi­lir. O sempatiyi empatiden açıkça ayırt ettiğinde, empatik olmayı ister. İnsanlarla bağ kurmak ve aradığı yakınlığı oluşturmak için çaba göstermesinin ve insanlara bazı yollardan katkıda bu­lunmasının iyi olduğunu fark eder.

 

HEDEFLER

 

Hedef   Yönelimi

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı için kurtuluş daha objektif olmak­ta ve yaşamın tüm alanlarında hedef yönelimli olmakta yatar. Bir hedef olmadan, o bir duygular denizinde sürüklenir ve ken­disinin ve çevresindeki insanların ruh halleri ve duyguları tara­fından aşağı çekilir. O bu duygusal bataklıktan ancak kişisel ya­şamından daha büyük bir hedefe bağlanarak çıkabilir. O hedefe tutunarak, kendisini bu duygusal enerji alanından çekip çıkara­bilir.

Bu insan, yaşamın duygular ve gereksinimler yüzünden saplanıp kaldığını hissettiği her alanında, belirli bir hedef sapta­malıdır. Örneğin, eğer o çocukları yüzünden saplanıp kalmışsa, çocuklarla başa çıkma yollan için bir hedef saptayabilir (örneğin, soluk alıp vermeye konsantre olmak, dinginlik halini korumak). Aslında, o her bir çocukla ilgili olarak belli bir hedef saptayabilir (Johnny'nin daha tasasız ve neşeli olmasına yardımcı olmak, Cindy'nin güven kazanmasına yardımcı olmak, vb.). Çocuğun o sıradaki ruh hali yerine hedefe odaklanarak, o kendi duygusal dengesini koruyabilecek ve bir ebeveyn olarak daha etkili olacak­tır.

Kendini bir hedefe adamak bu insan için anahtardır: Bir rolü vakarla oynamaya karar vermek, özsaygısı ve potansiyelini gerçekleştirmenin dürüstlüğü. O seçilmiş hedefine doğru çakşır­ken, karakteri bir hayli gelişir. Bir hedefe erişmek bu insan için son derece doyum vericidir; bu onun gücünü, uzmanlığını ve ye­terliliğini başka hiçbir şeyin yapmayacağı biçimde geçerli kılar. Sonunda, bu süreçten kazandığı özgüveni ve özsaygısı onun ger­çek ödülüdür.

 

Hedefler Saptamak

 

Belirlenmiş bir hedefinin olması Oğlak Kuzey Düğümü insanı için mutlak bir gerekliliktir. Bir hedefe doğru çalışma sürecinde, onun tüm yaşamı güç ve canlılık kazanır. Bu yüzden, uygun ol­duğunu hissettiği bir hedef bulması ve ona erişmeye çalışması, onun yaşamdan zevk almasının gerçek anahtarıdır. Bir kez o bir hedef belirlediğinde, duygusal güce erişimi onun o hedefe ulaş­masına yardımcı olur; bu onun duygularının son derece olumlu bir kullanımıdır.

Yaşamın herhangi bir alanında kendisine hâkim olmak onun için sağlıklıdır. Eğer beslenme biçimini kontrol altına alır ve yemek yeme alışkanlıklarına dikkat ederse, bu olumlu ve duygu­sal olarak besleyicidir ve o kendisini harika hisseder. Eğer dü­zenli bir egzersiz rutini oluşturursa, bu ona bir hedefe erişmek için disiplin uygulamaktan kaynaklanan bir özsaygısı verir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı yaşamını idare edebildiğini göstermeyi ve yeterliliğini kanıtlamayı arzular. O çalışmaktan korkmaz, ama kendisine fazla güvenmez ve ona güven verecek tek şey bir şeyi başarmasıdır. Ne kadar zeki olursa olsun, eğer o herhangi bir şeyi uygulamaya koymazsa, tüm potansiyelini gerçekleştiremez.

Bu insan için, hedeflere ulaşabilmek kısmen, yapabileceği şeyler konusunda gerçekçi olmayı içerir. Bir kez o büyük tabloyu gördüğünde, oraya sistemli bir biçimde ulaşmak için daha küçük hedefler saptayabilir. Ulaşabileceğini bildiği hedefler saptadığın­da, eriştiği her bir hedef ona bir sonraki hedefe doğru ilerleyecek güveni verir.

Örneğin, o yirmi beş kilo vermek isteyebilir. Yirmi beş kilo vermeyi içeren tek bir nihai hedef saptamaktansa, bir ayda bir kilo vermeyi hedeflemesi onun için daha iyi olur. Sonra, eğer o ilk ayda bir kilodan daha çok verirse, ikinci ayda iki kilo vermeyi hedefleyebilir. Eğer bu onun için erişilmesi zor bir sonuçsa, o za­man bir sonraki ayda beklentisini düşürmelidir. Önemli olan, onun esnek olması ve kendisine baskı yapmamasıdır o ulaştığı sonuçlara göre hedefi yeniden ayarlayabilir. Eğer daha küçük bir hedef saptar ve bu hedefe ulaşırsa, bu onun kendisini iyi hisset­mesini sağlar. Böylece o başarmış olduğu şeyi onaylar ve bir sonraki hedefe ilerlemek için daha çok güven duyar.

Bir zamanlar yüzerek egzersiz yapmak isteyen Oğlak Ku­zey Düğümlü bir müşterim vardı. İlk başta bu bey bir kulvarı aşırı hızlı yüzmüş ve bitkin düşmüştü. O, kulvar boyunca gidip gelerek yüzebilmek istiyordu ve yetmiş yaşındaki insanların böy­le yüzdüklerini görebiliyordu onlar bunu nasıl yapıyorlardı? Böy­lece, müşterim onlarla konuştu ve uygulama yaptı ve bir süre sonra o da kulvar boyunca gidip gelerek yüzmeye başladı. Onun bir sonraki hedefi bir mil yüzebilmekti ve bundan sonra bir mili kırk beş dakikada yüzme hedefini koydu. Sonra bunu otuz iki dakikaya indirdi ve bunun sonunda kendisini Olimpiyatlara ha­zırlanıyormuş gibi hissetti! Bu insan başarı konusunda işte böyle uzmanlaşır: Ulaşılabilecek hedefler saptar ve sonra onları geniş­letir. O hedeflerine, odaklanmış kalarak ve düş kırıklığına uğra­madan ulaşmayı öğreniyor. O zaman tüm süreç çok coşku ve ke­yif verici olur!

 

Hedeflere Erişmek İçin Akla Uygun Yaklaşımlar

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı için bu enkarnasyonun başlıca amaçlarından biri hedefe ulaşma sanatını öğrenmektir ve bir kez o bunu nasıl yapacağını öğrendiğinde, kaderi onu büyük bir başarıya yöneltecektir. Eninde sonunda, kendisine bakmayı, ken­di sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenmek onun kaderidir. Sorum­luluğu ve yönetimi üstlenme zamanını erteleyerek, o canlılık ve gençlik kaynaklarını boşa harcar sonuçta, onu destekleyecek pa­rasal bir temel ya da bir iş kurmak enerji gerektirir. O yaşamı­nın kontrolünü ne kadar çabuk ele alır ve ilerisini plânlamaya başlarsa, başarı şansı o kadar artar. Onun yapacağı en iyi şey, ona doğru enerjik biçimde çalışmaya başlayabileceği uzun menzil­li bir hedef belirlemek ve hemen işe girişmektir!

Bu insan, çoğunlukla, daha büyük bir hedefin peşine düşmesinin kişisel yaşamına zarar vereceğinden korkar. Böylece, günlük zevklerine ve sorunlarına dalar, geleceğini garanti altına alacak mantıklı adımları atmadığını görmezlikten gelir. Fırsat­ları değerlendirmez, çünkü onun tek düşündüğü yapmak istedi­ği şeyin büyük tablosuna odaklanmak ve sonra işe koyulmak ye­rine yapmak istemediği şeydir. Aslında, dikkatini geleceği plân­lamaya vermesi onun şimdiki zamandaki mutluluğunu garanti etse de, o geleceğini oluşturmak için statükoyu (mevcut durumu) bozmak istemez.

Oğlak Kuzey Düğümü insanının mutluluğunun ve güven­liğinin sorumluluğunu başka kimse üstlenmeyeceğinden, o ken­di kaderinden kaçamaz. O sorumluluğu ne kadar çabuk üstlenir­se, bu o kadar kolay olur ve o kendisini ruhen o kadar çok beslenmiş hissedecektir. Örneğin, boşanma anlaşmasından aldığı parası neredeyse tükenmiş olan, Oğlak Kuzey Düğümlü bir müş­terim vardı. O evcil hayvanların bakımını içeren başarılı bir işi satın alma fırsatıyla karşılaşmıştı; kendisinden peşin bir ödeme talep edilmemiş ve ona malî gücünün yetebileceği bir ödeme plâ­nı sunulmuştu. Onun hayvanlarla arası iyiydi, onları seviyordu ve onların bakımını yapabilecek sanatsal yeteneğe de sahipti. Bu fırsat onun için gerçekten bir armağandı.

Müşterim hemen, bu fırsatın içerdiği şansı görmek yerine, duygusal olarak yüklü kaygılar yaratmaya başladı. Bu gerçekten de onun "kaderi" miydi? Yaşamının geriye kalan kısmında yap­mak istediği şey bu muydu? Bu onun tiyatro faaliyetlerini ve jimnastik salonundaki sabah derslerini engelleyecek miydi? O bana gelip, bu fırsatı kabul etmesinin mi, yoksa geçimini nasıl sağlayacağına karar verene dek zaman kazanmak için evini sat­masının mı daha doğru olacağını sordu.

Bir kez daha, Oğlak Kuzey Düğümü insanı geleceğin reali­tesine akla uygun bir biçimde odaklanmayı öğrenmektedir. Evi satmak yalnızca bir kararı erteleyecek ve bu kadını daha kötü bir pozisyonda bırakacaktı. Ve başka bir eve kira ödemek zorun­da kalacağından, onun daha da çok gelire ihtiyacı olacaktı. Ancak, eğer o gerekeni yapıp bu iş fırsatını kabul etseydi, geleceğini kolayca güvence altına alabilecekti. Bu ilk bir iki yıl boyunca onun tüm konsantrasyonunu ve enerjisini işe vermesini gerekti­recekti, ama bir kez iş oturduğunda ve düzgün işlemeye başladı­ğında, o adam tutup işi ona devredebilir (ve başkalarını yönetme konusundaki doğal yeteneğini kullanabilirdi). İki üç yıl sonra, o daha çok boş zamana ve hâlâ kendi evinde yaşamanın güvenliği­ne sahip olur ve işinden kazandıklarıyla geçinebilirdi.

 

Büyük   Tabloyu  Görmek

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı erişmek istediği hedefe odaklandı­ğında, başarıyı kolayca yaratabilir. Bu yüzden, kendi rolünü gü­venle oynayabilmesi için büyük tabloyu görmesi büyük hedefi gerçekten anlaması onun için çok önemlidir. Eğer o kendi rolünün tüm tabloyu nasıl etkilediğini tam olarak arılamazsa, güve­nini yitirir.

 

YÜCE BİR GÜÇ

 

Bağımlılık ihtiyacını güce dönüştürmek için, bu insanın onu kol­layacağına güvenebileceği ruhsal bir mevcudiyete ya da Yüce bir Güce uyumlanması iyi olur. Bu onun dağınık duygusal ihtiyaçla­rının ötesine odaklanmasına ve kontrol edici olmadan kontrole sahip olma duygusunu korumasına yardımcı olacaktır. Eğer bu insan bir durumu kontrol edemediğini hissederse, çıldırır. Örne­ğin, eğer o araba kullanırken trafik onu yavaşlatıyorsa, çoğun­lukla aşırı tepki gösterir. Aslında, kendisini yaşamın kontrolü­ne sahip hissetmek istemesi onun için geçerlidir. Ancak, trafik örneğinde olduğu gibi, bu her zaman mümkün değildir; o, dış ko­şullar ne olursa olsun, sonuçta kendisinin kontrolüne sahip ol­duğunu anlamalıdır.

Onun bunu yapmasının bir yolu, Yüce bir Gücün her za­man kontrolü elinde tuttuğunu ve böylece, her ne oluyorsa bu­nun sonunda onun yararına olacağını anlamasıdır. Yukarıdaki örnekte, trafik yüzünden gecikmek onun kaçınmak istediği bi­riyle karşılaşmayacağı anlamına gelebilir! Onun gözlerini büyük tablodan ayırmaması kendisini çaresiz hissetmesini önler. O za­man, o görünüşte kontrol edemediği bir durumda bulunurken, "Bunun bir nedeni vardır," diyebilir ve işi oluruna bırakabilir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, onu yapmak için dünyaya geldiği bir işi, kaderinin bir parçası olan "yüksek bir misyonu" olduğunu hisseder. Eğer o bu yaşam amacını gerçekleştirmezse, onun bir parçası derin bir doyumsuzluk ve suçluluk duyar. Bu kader bu düğümsel gruptaki insanların her biri için farklıdır, ama bu insan hangi yöne gideceğini içsel olarak bilir. Bu daima, bir otorite pozisyonuna erişmeyi, sorumluluğu kabul etmeyi, bir ideali temsil etmeyi, ya da kişisel yaşamından daha önemli olan bir gerçeği sergilemeyi içerecektir.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı misyonunu bilecektir, çünkü bu onun önünde açılan doğal yoldur. O, hatta bu yolu bir süre izleyebilir, kendisini harika hissedebilir ve olağanüstü bir başarı kazanabilir ve sonra şu ya da bu nedenden ötürü o yolu terk edebilir. O geri dönüp parçaları toplamazsa ve o misyon duygu­sunu izlemezse kendisini huzursuz hissedecektir. Basarı ya da başarısızlık meselesi onun kendisini bir misyona adamasından ve o hedefi aktif biçimde izlemesinden çok daha az önemlidir. Bu insan kişisel gereksinimlerini karşılamanın ötesinde bir şey başaramayacak kadar saplanıp kalma ve oyalanma ayartısını aş­malıdır. O, çaba harcadığında ve toplumsal bir iyiliği kendi rahat kalma arzusunun üstünde tuttuğunda, bir sevgi duygusuyla ve "bu doğrudur" hissiyle dolar. O zaman, misyonunu yerine getir­diğini bilir.

 

Rol Modelleri

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı rol modellerini sever o iyi bir ze­kâsı, görüntüsü, dile hâkimiyeti olan, ya da onun hayran olduğu bir hedefe ulaşmayı başarmış birisi gibi, onun ideali olan o kişi gibi olmak ister. Bu onun için olumlu bir şey olabilir. Benzemeye çalıştığı bir rol modelinin olması onun gelişmesine yardımcı olur ve sonuçta herkes kazanır!

Başarılı kişilere benzemeye çalışmak bu insan için iyi sonuç verir. Eğer o gerçekten dikkat ederse, rol modelinin işleri yapış biçiminden cesaret alabilir ve kendisinin nasıl başarılı olacağını öğrenebilir. Geçmiş yaşamlarda, o gemiyi yönetmenin sorumlu­luğunu üstlenen otoriter yanını geçersiz kıldı. Yaşamlar boyunca başkalarının yönetimde olmalarına izin verme sürecinde, onun yönetimi üstlenme kapasitesi zayıfladı. Ama bu enkarnasyonda gemiyi yönetmek onun işidir; sevse de sevmese de, başkaları onun böyle yapacağına güvenmektedirler. O sorumluluğu üstlen­diği her seferinde, başkaları onu takdir eder ve desteklerler ve tüm yaşam da onu destekler. Kaderi tarafından yöneltildiği rolü üstlenmek ve bu süreçte başkaları için bir rol modeli haline gel­mek ona bağlıdır.

Oğlak Kuzey Düğümü insanı onun yaptığı işin onurunu başkalarının kazanmalarına izin verir. Gizliden gizliye, onun bir yanı herkes tarafından sonuçtan sorumlu olarak tanınmak iste­mez hatta o sonuç başarılı olsa bile. O sadece misyonunu yerine getirmiş olduğunu görmekten dolayı mutludur; ille de işin onurunu kazanma güdüsü duymaz. Oysa pratik bir düzeyde, bir işin onurunu kazandığında onu kabul etmeye gönüllü olması onun en yüksek hayrınadır.

Bir kere, herkes tarafından tanınmak ve saygı görmek onun için sağlıklı bir enerjidir bu onun özsaygısını geçerli kılar, doğru yolda olduğunu ve toplumsal bir gereksinimi karşıladığını gösterir. Başarının onurunu birisi kazanmalıdır ve bu kişi o da olabilir, çünkü böyle tanınıp onurlandırılmanın enerjisi onun ego­sunu değil, psişesinde enerjiden yoksun olan bir alanı besler.

Ayrıca, tanınmayı kabul etmesi ona üstlendiği projelerde başarı yaratabilen bir birey olarak daha fazla güvenilirlik sağlar. Örneğin, eğer o iş arkadaşlarını şirket için iyi olan bir değişikliği yapmak üzere organize ederse ve projenin başını çeken kişi ola­rak tanınmayı kabul ederse, onun yöneticilik yetenekleri onaylanacaktır ve bu durumda o yeteneklerini daha iyi kullanabileceği pozisyonlara terfi ettirilebilir. Tanınmak, onun toplumsal so­rumluluk duygusunu uygulamak için daha çok fırsat bulmasının anahtarıdır.

 

YÖNETİCİ

 

Bu, evrenin Oğlak Kuzey Düğümü insanının toplumsal pozis­yonlara gelmesini ve profesyonel hedefleri gerçekleştirmesini desteklediği bir enkarnasyondur. O yönetimde olduğunda özel­likle iyi iş yapar, çünkü mükemmel bir yöneticidir. Bir duruma otorite pozisyonundan yaklaştığında, çok özgüvenlidir; bu onun hem kişisel, hem de profesyonel yaşamı için geçerlidir.

Ayrıca, başkalarını yönetme sürecinde, bu insan kendisini nasıl daha iyi yöneteceğini de öğrenir. Bunun gerçekleşmesi için, o dürüst olmalı ve verdiği sözleri kesinlikle tutmalıdır. Kendi gü­cüyle temasta kalmak için, o randevularına zamanında gitmeli, yapacağını söylediği şeyi yapmalı, başkalarına karşı dürüst olmalı ve daima özsaygısını geliştirecek biçimde davranmalıdır. Bu onun yaşamını güçlendirecektir. Çocuksu ya da sorumsuz davra­nışının onun "yanına kâr kalmasına" izin verilmeyecektir.

Geçmiş yaşamlarda, bu insan muazzam bir duygusal du­yarlılık geliştirdi. O bir an durup başkalarının duygusal halleri­ne "uyumlandığında," diğer insanların gereksinimlerini ve kay­gılarını doğru olarak anlar ve onlarla hedefe ulaşmak için gerekli zihinsel ve duygusal desteği sağlayacak biçimde konuşabilir. Bu başka insanların çoğunda olmayan bir yetenek olmasına karşın, o bunu otomatik olarak yapar. Bu enkarnasyonda, o büyük tab­loyu görme ve hedeflere ulaşmak için izlenecek doğru yolun far­kında olma yeteneğine de sahiptir. Bu (geçmiş yaşamlarda olma­yan) yeni bir yetenektir; o bu yeteneğe sahip olduğunu fark et­mek için onu kullanmaya başlamalıdır. Bu yetenek onu son de­rece başarılı bir yönetici yapar, çünkü o başkalarını onların neler hissettiklerinin farkındalığıyla yönetebilir, motive edebilir ve an­layışla yönlendirebilir. Oğlak Kuzey Düğümü insanı daha yüksek pozisyonda bulunanlar onu ya da başkalarını iyi yönetmediklerinde üzülür. İçin için, bilgisizlik ve/veya duyarsızlıktan kaynaklanan kötü yö­netime içerler, çünkü o başkalarını küçültmeden gönüllü destek­lerini sağlayacak biçimde yönetmeyi içgüdüsel olarak bilir. Bu durumda çok mutsuz ve eleştirici olabilir. O sorumluluk üstlen­menin çevresinde dolaşıp durur ve işlerin nasıl yönetilmesi ge­rektiği konusunda fikirlerle doludur. Yönetim başka birisinde ol­duğunda o "çizgiyi aşma" noktasına yaklaşır, çünkü "gösteriyi yö­netmesi" gerektiğini düşünür ve gerçekten de o bunu yapmalı­dır! Ama çoğunlukla, yönetimi üstlenmekten korkar ve son da­kikada şöyle der: "Yo, hayır, bunu sen yap ve ben sana yardım ederim." O geri durduğunda, fikirlerinin işe yarayıp yaramaya­cağını asla gerçekten bilemez.

Bu insan, insancıl ve akılcı yönetim yeteneğine sahip oldu­ğundan, birçok insanın etkilendiği bir durumda o kötü bir yöne­tim biçimini değiştirme sorumluluğuna sahiptir. O bir terfi için başvurmalı ya da bilgisini uygun biçimlerde paylaşarak duruma iyi yönetim getirmek için elinden geleni yapmalıdır. Örneğin, du­yarsız yönetimden ötürü onun duyguları incinmişse, bunu so­rumlu bir biçimde iletebilir: "Siz farkında olmayabilirsiniz, ama bu beni çok incitti..." ve sonra yöneticiye durumu düzeltmek için ne yapabileceğini bildirebilir. "İş unvanımı değiştirmeniz beni çok incitti. Bana bir önem duygusu veren bir iş unvanım oldu­ğunda ben daha iyi karşılık veririm." Başkalarının daha iyi yö­netimi öğrenmelerine yardıma olarak, o kendi bilgisini geçerli kı­lar ve misyon duygusunu tatmin eder.

 

FIRSATLARI YAKALAMAK

 

Oğlak Kuzey Düğümü insanı, genellikle, neyin olabileceğinin viz­yonunu görmez. O, genellikle, her ne yapıyorsa onda iyidir, onun güvenliğini sever ve çok çalışkandır; ama fırsatları tanımaya alı­şık değildir. Hayatta daha sonra pişman olmaması için fırsatları yakalaması onun için önemlidir. Bu insan kendi dünyası içinde aşırı sınırlanmasına izin ver­diğinde, gelecek için olanakları hayalinde canlandıramaz. O baş­ka insanların riskler aldıklarını görür ve bunun için onlara hay­ranlık duyar, ama kendisi aynı şeyi yapmaya çekinir, çünkü sa­hip olduklarını kaybetmekten korkar. O, güvenliğin durgunluğa götürebileceğini anlamalıdır.

Bu, fırsatlardan yararlanmayı öğrenme enkarnasyonudur. O bir hedefe odaklanmalı ve sonra kendisini ona erişmeye yüzde yüz adamalıdır. Bu insan buna kesin olarak karar verdiği anda, bunu yapacak güce de sahip olur ve birden fırsatlar onun yolu­na akın eder. O her fırsattan yararlanıp onu sonuca ulaştırdığın­da, nihai hedefine doğru bir adım daha atmış olur. O bir aşamayı tamamladığı her seferinde, başarının enerjisi ona bir sonraki fır­satı yakalayacak gücü ve güveni verir. O yolun kendisinden o ka­dar çok güç ve yeterlilik kazanır ki, hedefine eriştiğinde, o pozisyonda olmak için tam niteliklidir ve içsel olarak merkezlenmiştir.

 

FIRSATLARI TANIMAK

 

Aile çevrelerinde geçirdiği pek çok yaşamdan ötürü, Oğlak Ku­zey Düğümü insanının fırsatçı bir biçimde düşünmekten çok destekleyici biçimde düşünmesi doğaldır. O insanlara yardım et­me konusunda doğal bir arzu duyar ve işte bu yüzden yardıma ihtiyaç duyan insanları kendine çeker. Ama o, aynı zamanda hem diğer kişiye hem de kendisine yardım edebilme olanağına açık olmak ve böylece her iki tarafın da kazançlı çıktığı bir du­rum yaratmalıdır. Bu enkarnasyonda o yaşamın getirdiği fırsat­ları kendi pozisyonunu ilerletmek, yeterliliğini kanıtlamak ve kişisel olarak "tepeye" çıkmak için kullanmayı öğreniyor.

Örneğin, yaşam sigortası poliçesi satan Oğlak Kuzey Dü­ğümlü bir arkadaşım vardı. Onun müşterilerinden biri öldü. Arkadaşım, şimdi müşterisinin büyük bir işi miras alan ve onunla ne yapacağını bilemeyen dul karısıyla çalışıyordu. Yardım etmek istediğinden, o bu kadını bir iş simsarıyla bir araya getirdi ve o hanım bu anlaşma sonucunda epey para ve bazı çok değerli hisse senetleri aldı. Simsar, arkadaşıma, "Bundan ne pay istersin?" diye sorduğunda, o "Ben sadece bu hanıma yardım etmek istemiştim," diye yanıtladı. Arkadaşımın bir komisyon ve bir miktar his­se senedi alması gerekirdi, ama bu insanlar çoğunlukla bu şekilde kucaklarına düşen fırsatları kaçırır ve daha sonra buna pişman olurlar.

Bu insan, yaşamın ona getirmek istediği armağanlar olan beklenmedik fırsatlara karşı uyanık olmalıdır. Eğer toyluğundan ötürü fırsatı kaçırırsa, o simsarın yapmış olduğu gibi, başka birisi bunu ona gösterecektir. Geçmiş yaşam deneyiminden yok­sun olduğundan, Oğlak Kuzey Düğümü insanı fırsatları her za­man kendi başına görmeyi bekleyemez ama başkalarını dinleye­bilir. Birisi ona, onun için kişisel kazançla ilgili bir soru sordu­ğunda, onun yapacağı en iyi şey: "Hele bunu bir düşüneyim, da­ha sonra sana haber veririm," demektir. O yavaşlamak ve kendisine mesele üzerinde düşünecek zamanı tanımalıdır.

Yaşam ve diğer insanlar, derin bir düzeyde, bu insanın dış dünyada olmaya alışık olmadığını bilirler. Bu yüzden, dış dünyada başarılı olan insanlara sorarak neyin adil olduğunu öğrenme­si onun için tamamen uygundur. Daha da iyisi, o fırsatı işaret eden kişiye şöyle diyebilir: "Bu durumda sence ne adil olur? Eğer benim durumumda olsaydın sen ne yapardın?"

Oğlak Kuzey Düğümü insanı son derece aktiftir ve düşünmeden hareket etme eğilimindedir. Ama huzursuz, yönlendiril­memiş hareket onun için ters etkidir. O bunu yaparken kendisini öylesine kaptırır ki, durup, enerjisinin onu nereye götürdüğünü ya da götürmediğini nihai sonucun ne olacağını, ya da onun diğer insanları nasıl etkileyeceğini düşünmez. O eylemlerinin olası sonuçlarının daha çok farkında olmak ve enerjisini du­rumların üzerine çıkmasına yardımcı olacak biçimlerde yönlendirmelidir. O sonuçlardan sorumlu olduğundan, sonuçların iste­diği gibi olmasını sağlamak için sürecin sorumluluğunu da üst­lenmelidir. Örneğin, babası Oğlak Kuzey Düğümlü olan bir kadın müşterim vardı. O aile üyelerinin birbirlerine çok yakın oldukları bir aileden geliyordu ve yıllar boyunca amcaları ve diğer akrabaları onun babasına zengin olması için birçok fırsat sunmuşlardı. Onlar onun babasına emlak anlaşmaları, iş ortaklıkları ve yatırım­lar sundular. Ama babası fikrini değiştirmedi: "Hayır, ben çalışan bir adamın, yatırım yapmam." Böylece, o hiçbir zaman bir ev satın almadı, kendi geleceği ya da ailesinin geleceği için bir yatırım yapmadı. Haftada altı gün uzun saatler çalışarak günlük sorumluluklarını karşıladı, ama geleceğe yönelik ve akla uygun bir biçimde sorumlu olmak için inisiyatifini kullanmadı.

Bugün, müşterimin amcalarının ve kuzenlerinin hepsi zen­ginler, ama emekli olan babası para sıkıntısı çekiyor ve o bu du­ruma nasıl düştüğünü anlamıyor. O kendi rahatlık kuşağında adım adım yürüdü. Bilinçaltı olarak, o sorumluluğu bir başkası­nın üstleneceğini düşünmüştü; bu da, Oğlak Kuzey Düğümü insanı için "nasıl kaybederim"e eşittir.

Bu insan, çoğunlukla, "iyi bir durumu ya da işi bozmamak" ya da başkalarının duygusal tepkilerinden sakınmak için tutucu bir pozisyona "saplanıp kalır." Ayrıca, o işleri yapmanın yerleşik biçimini destekleyerek, kendi görüşünü savunmak zorunda kal­maz. O bunun bir fırsatları kabul etme enkarnasyonu olduğunu anlayıncaya dek, riskler almak istemez. İstikrarlı yaşamının gün­lük güvenliğini yitirmekten ve değişimin sorumluluğunu üstlen­mekten korkar.

Bu düğümsel pozisyonda bulunan, küçük bir acente işleten ve büyük bir binada bir büro kiralamış olan bir erkek müşterim vardı. Binanın sahibi ona büroyu uygun bir fiyata satın alma fırsatını sundu. Müşterim büroyu satın almadı, çünkü onun parası yoktu. O bunu yapmanın bir yolunu bulabilirdi, ama bu fırsatı görmedi. Onun ilk düşüncesi şuydu: "Büroyu kiralayabilecek­ken, neden ona sahip olma yükünün altına girmeyi isteyeyim?" Daha sonra büro öyle yüksek bir fiyata satıldı ki, müşterimin bu fiyatı hiç bilmemesi daha iyi olurdu! Hedef yönelimli hale gelerek, bu insan, her şeyin onu hede­fine eriştirecek bir basamak olması için, her "engeli" kendi yararına nasıl kullanacağını öğreniyor. Beklemediği etkenler ortaya çıktığında, o büyük tabloyu görmeyi ve duygusal olarak ezilmek yerine, her şeyi kendi yararına kullanabileceği bir fırsat olarak karşılamayı öğreniyor.

Örneğin, eğer Oğlak Kuzey Düğümü insanı bir maraton için idman yaparken bir baldır kasını zorlayıp incitmişse ve bu yüzden birkaç hafta koşamayacaksa, o bu zamanı bedeninin üst kısmını güçlendirmek için kullanmalıdır. Eğer o başarmayı aklına koymuşsa, vuku bulan her şeyi kabul edebilir ve onu kendi yararına kullanabilir. Bu süreç sonucunda kazanılan kendi kendine yeterlilik duygusu çok büyük olacak ve bu insan hayallerini gerçekleştirmek için gereksindiği niteliklere hep sahip olduğunu anlayacaktır.

 

Duygusal Enerjiyi Güce Dönüştürmek

 

Aile yaşamına dalarak ve duygulara odaklanarak geçirdiği bir­çok yaşamdan ötürü, bu enkarnasyonda, Oğlak Kuzey Düğümü insanı ham duyguya doğrudan erişme yeteneğine sahiptir. Tek sorun, onun o duyguya saplanıp kalmasıdır! Duygu muazzam bir güçtür ve bu insan bunu olumlu bir biçimde yönlendirmeyi öğreniyor.

İroni şu ki, bu insan, daima, barındırdığı olumsuz duygunun yapısında var olan olumlu niteliklerden yoksun olduğunu düşünür. Örneğin, bu düğümsel grupta bulunanlar içinde bastırıl­mış öfkeyle dolu olanlar, genellikle, kendilerini öne süremediklerini, inisiyatiften, cesaretten ve bağımsızlıktan yoksun oldukları­nı hissederler bunlar, olumsuz ifadesi öfke olan ham duygusal enerjinin olumlu yanının veçheleridir. Bu insan bu enerjiyi, bilinçli olarak, sorumluluk üstlenme tutumuna yönlendirerek, onu doğal olarak yapıcı bir yöne onun aleyhine değil, lehine çalışacağı bir yöne akıtacaktır.

Ne ilginçtir ki, astrolojide inisiyatifi, cesareti, kendini öne sürmeyi ve bağımsızlığı yöneten gezegen Mars öfkeyi de yönetir. Öfkeli enerjiyi olumlu bir biçimde dışa çıkartmak için, Oğlak Kuzey Düğümü insanı yaşamının her alanında sorumluluk üstlenmeli, kendisini öne sürmeli ve inisiyatifini kullanmalıdır.

Örneğin, bu düğümsel pozisyonda bulunan ve arkadaşını büyük bir giysi satışına götürmek için işini gücünü bırakan bir kadın müşterim vardı. Onlar oraya öğleden sonra saat l:00'de gitmeyi kararlaştırmışlardı. Müşterim saat 6.30’a kadar serbestti, o saatten sonra başka bir randevusu vardı. Ancak, arkadaşı geç geldi, satışta çok zaman harcadı ve eve gitmeden önce tuvalette "kendisine çeki düzen vermekte" ısrar etti. Müşterim, zamanın akıp gidişini izlerken giderek daha çok öfkelendi. O, arkadaşına saat 6.30’da bir randevusu olduğunu söyledi, ama arkadaşı aldırış etmez görünüyordu. Sonunda, müşterim randevusuna geç kaldı ve akşamın geriye kalan kısmında öfke ve düş kırıklığı hissetti.

O, öfkeli enerjiyi inisiyatife nasıl dönüştürebilirdi? Daha başlangıçta idareyi ele alabilir ve "Alışverişi saat 5.00’te bitirmeliyiz," diyebilirdi. Daha başlangıçta hedefi belirterek, bu in­san istediği şeyi elde edemeyip öfkelenmekten kaçınabilir. Onun güdüsü saf olduğunda yardım etmek istediğinde parametrelerin neler olduğunu başkalarına önceden bildirmelidir: "Ben sana bu konuda yardım ederim, ama işimiz şu saatte bitmiş olmak. Bu senin işine gelir mi?" Böylece, olup bitenle ilgili bir farkındalık ve anlaşma olacak ve o öfkeyi yönetimsel enerjiye dönüştürmüş olacaktır.

 

ALINTI = RUHSAL ASTROLOJİ KİTABINDAN (Jan Spiller)

Üye Giriş

İletişim Formu

 

Site İstatistik

3.png2.png1.png6.png9.png4.png
Bugün55
Dün540
Haftalık2190
Aylık6864
Toplam321694

  • IP Numaran 54.82.81.154
  • Web Tarayıcın unknown
  • Tarayıcı Versiyonun unknown
  • İşletim Sistemin unknown

3
Online